Sivas Yöresindeki Hacı Bektaş Dergahı’na Bağlı Dede Ocakları

Bilindiği gibi Bektaşilik 13. Yüzyılda Kalenderilik içinde teşekkül etmeye başlayıp 15. Yüzyılın sonlarında Hacı Bektaş Veli ananeleri etrafında ortaya çıkan bir Türk tarikatıdır.

Bektaşilik, Yeniçeri Ocağı’nın kuruluşu dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu tarihi boyunca nüfuzunu koruyan tek gayri sünni bir tarikat olmuştur.

Bektaşilik, teşekkül devresinde 14. Yüzyıldan itibaren Abdalan-ı Rum yahut Rum  Abdalları adı altında varlığını sürdürmeye başlamıştır. Daha çok Yesevi, Kalenderi, Haydari ve Vefai dervişlerinin hakimiyeti altında bulunan bu zümre mensupları bütün orta ve batı Anadolu’da, ilk Osmanlı fetihleriyle birlikte Rumeli’de faaliyetlerini sürdürmüşlerdir. Abdal Kumral, Abdal Mehmet ve bilhassa Abdal Musa gibi tarihi şahsiyetler “ilk Bektaşiler” diyebileceğimiz dervişlerdi. Bugünkü  hüviyetiyle bilinen asıl Bektaşilik, Balım Sultan(Ölm.1516)’ın tarikatın başına geçmesiyle şekillenmiştir.[1]

Konumuz olan Alevi-Bektaşi toplulukları, cemaat yapılanması bakımından dergahlara ve ocaklara bağlıdır. Toplumsal planda, dergah ve ocak disiplini esastır. Alevi Ocakları, Dede Garkın, Sarı Saltuk, Karadonlu Can Baba, Seyyit Garip Musa, Seyyit Baba…gibi Alevi geleneğinin Evlad-ı Resul(Seyyid) saydığı ve kutsal kabul ettiği din ulularının adlarını taşımaktadır. Ocaklar zaman içerisinde bu kutsal dervişlerin soylarından gelenlerce kurumsal hale getirilmiş, bu soydan gelenlere ocakzade denmiş, dedelik görevinin ocakzade dedeler tarafından yerine getirilmesi gelenek haline gelmiştir.[2] Alevi ocakları arasında kökeni hala açıklığa kavuşmamış bir hiyerarşik yapılanma söz konusudur. Ocakların bir bölümü başka ocaklara bağlıdır. Bağlı olunan ocak mürşid ocağı, bağlı olan ocak ise pir ocağı olarak adlandırılır. Mesala Divriği ilçesindeki Seyyit Baba Ocağı, aynı yöredeki Resul Baba Ocağı’na, Resul Baba Ocağı da Erzincan’a bağlı Bağıştaş köyündeki Koca Leşker Ocağına bağlıdır. Koca Leşker Ocağı da Hacı Bektaş’a bağlıdır. Başka bir örnek verecek olursak:  Hekimhan Salıcık köyündeki Ali Seyyit Ocağına bağlı dedelerin mürşidi Çorum’un Alaca kazası Söğütözü köyündeki Dede Garkın Ocağı’dır. Dede Garkın Ocağı da Hacı Bektaş Ocağı’na bağlıdır.

Ancak zaman içerisinde  Alevilerce Çelebi Ocağı da  denilen Hacı Bektaş Dergahı dışındaki bu hiyerarşik yapı kaybolmuş, ocaklar birbirlerinden bağımsız, eşit statülü hale gelmiştir.

Çelebilerin, Anadolu’daki ocakzade Aleviler üzerindeki nüfuzlarını artırmaları Çelebi Ahmed Cemaleddin Efendi(1862-1921) zamanında gerçekleşmiş, ocaklara bağlı Aleviler üzerinde Hacı Bektaş Dergahı çelebilerinin nüfuzlarını artırmak isteyen Cemaleddin Efendi, Anadolu’nun en uzak yerlerine kadar adamlar göndererek Hacı Bektaş Ocağı’nın ser-çeşme olduğunu, o ocağa görülmeden talip gören dedelerin yol düşkünü olacağını, söyletmiştir.[3]

Dedelik kurumunun işlediği dönemlerde, dedeler, taliplerini görmeden önce Hacı Bektaş Veli  Dergahı’na giderlerdi. Oradan icazet kağıdı alırlardı. Senede bir Dergah’a gidilirdi. Bazı yerlerde en az yedi yılda bir gitmek gereklidir, inancı vardır. Dedeler, dergaha gitmeden önce taliplerine uğrarlardı. Onlar da Dergah’a serilsin diye halı, kilim verirlerdi; dervişler için yiyecek gönderirlerdi. Dedeler her yıl bunları toplar götürürdü. Dergah’tan icazet kağıdı alan dedeye, getirdiklerinden bir kısmı hediye olarak geri verilirdi. Alevi inancına göre Hacı Bektaş Veli, Dergahı’na uğramayan dedeler için “ Tacın delik, tarikin murtad olsun” diye karış vermiştir.

Alevi ocaklarının değişik bölgelerde yaşayan topluluklar üzerinde farklı nüfuz alanları bulunmaktadır. Ocakzade dedeler kendilerine bağlı bölgeler ve köyler dışında faaliyette bulunamazlar. Talipler de böyledir. Yani babası hangi ocağın talibiyse, yada hangi ocaktan ise, o da mutlaka o ocağın talibi olur. Bazı ocaklar ise adeta bir üst mahkeme işlevine sahiptirler. Mesela Kemaliye’ye bağlı Ocak köyündeki Hıdır Abdal Ocağı bu tür bir düşkün ocağıdır.

Bugüne kadar Alevi ocakları konusunda Nejat Birdoğan’ın ve Ali Yaman’ın dışında geniş bir araştırma yapılmamıştır. Biz bu tebliğimizde Sivas ve Divriği yöresindeki Alevi-Bektaşi dede ocakları üzerinde duracağız.

a. Sivas yöresinde talibi olan Alevi-Bektaşi ocakları: 

1.Ağu İçenli Ocağı, 2. Anşa Bacılı Ocağı 3.Baba Mansur Ocağı, 4.Dede Garkın Ocağı, 5.Derviş Muhammet Ocağı (Bektaşi),6.Eraslan Ocağı, 7. Gani Baba Ocağı, 8. Garip Musa Ocağı,9. Gözükızıl Ocağı,10. Hasan Paşa Ocağı, 11. Hıdır Abdallı(Düşkün Ocağı), 12. Hoşavcı Ahmet Baba Ocağı, l3 . Hubiyar Sultan Ocağı, 14. Hüseyin Abdal Ocağı, 15. Gani Baba Ocağı, 16.Kamber Abdal Ocağı,17. Kara Pirbat/Karadonlu Can Baba Ocağı, 18.Koca Haydar Ocağı, 19. Koca Leşker Ocağı, 20.Kolu Açık Hacım Sultan Ocağı, 21. Kureyşan Ocağı, 22.Molla Yakup/Şeyh Şazeli Ocağı, 23.Pir Sultan Ocağı, 24.Resul Baba(Koca Saçlı)Ocağı, 25.Sarı Saltuk Ocağı, 26. Seyyit Baba Ocağı, 27.Seyyit Ali/Kızıl DeliSultan Ocağı, 28 .Seyyit Sabun Ocağı,  29.Şah İbrahim Ocağı, 30.Üryan Hızır Ocağı,31.Yalıncak Abdal Ocağı….

b. Sivas-Divriği yöresindeki ocak kurucularının türbeleri:

Anadolu’daki Alevi-Bektaşi ocaklarından büyük bir bölümünün kurucuları Sivas topraklarında yaşamışlardır. Bu dervişlerin türbeleri Divriği, Doğanşar, Hafik ve Yıldızeli ilçelerinde bulunmaktadır. Türbelerin dağılımı şöyledir:

 1.Anşa Bacı(Doğanşar), 2.Derviş Muhammet(Divriği), 3.Eraslan(Yıldızeli) ,4. Gani Baba(Divriği), 5. Garip Musa(Divriği), 6Hasan Paşa(Divriği), 7. Hubiyar Sultan(Doğanşar), 8. Hüseyin Abdal(Divriği), 9. Hoşavcı Ahmet Baba(Divriği), 10. Kara Pirbat/Karadonlu Can Baba(Divriği), 11. Koca Haydar(Divriği), 12. Koca Leşker(Divriği), .13. Molla Yakup(Divriği), 15. Pir Sultan Abdal(Yıldızeli), 16.Resul Baba/Koca Saçlı(Divriği) ,17. Seyit Baba(Divriği) 18.Yalıncak Abdal(Hafik).

c. Ocaklar Hakkında Bilgi:

1.Ağu İçenli Ocağı:

Asıl ocak Elazığ’ın Sün köyündedir.Menkıbeye göre Ağuiçen ocağının kurucuları Koca Seyyit(Mürşit), Mir Seyyid(Pir), Seyyid Mençek(Pir) ve Köse Seyyit(Mücerret) olmak üzeredört kardeşmiş. Bu Horasan erenleri Anadolu’ya gelerek Elazığ’ın Sün köyüne yerleşmişler. Bunlardan Koca Seyyit, Ağu İçenli Ocağı’nı kurmuştur. Bizim alan çalışmamız sırasında(1980) İliç’in Nordun köyündeki Zeynel Dede mürşit, Elazığ’ın Sün köyündeki Ahmet Mutlay dede pir’di. Divriği’nin Höbek ve İnallı köylerinde talipleri vardır. Baba Mansur, Hacı Kureyş ve Üryan Hızır, Ağu İçen ocağına bağlıdır. Kangal’ın Karanlık köyü Baba Mansurlu’dur.

2. Anşa/Ayşe Bacılı Ocağı:

 Anşe(Ayşe) Bacı Ocağı, Tokat’taki Hubyar Sultan Ocağı’ndan ayrılmadır. Ayşe Bacı, Veli Baba’nın hanımıdır. Hubyar Sultan’ın vefatından altı yüz yıl sonra Veli Baba geliyor.  Bu zat Hubyar mensuplarını topluyor[4]. Bu sırada Ayşe Bacı dergaha uğrar. Ayşe Bacı o tarihlerde 15 yaşında imiş. Veli Baba ile evlenir. Veli Baba ölünce Ayşe Bacı dedelik yapmaya başlar.Veli Baba’nın ölümünden sonra ocak, Hubyarlılar ve Anşe Bacılılar olmak üzere ikiye ayrılır. Hubyarlılar, Ayşe Bacı’yı dedelik yapıyor, diye şikayet ederler ve kadıncağız Şam’a sürülür(1892). Beydünlülü Şamlı Ahmet, Ayşe Bacı’yı görmek için Şam’a gider. Ayşe Bacı’yı sürgün dönüşü alıp getirir(1894). Ayşe Bacı’nın türbesi Zile Acısu’dadır.[5] 

Anşe Bacılılar ekseriyetle orman içi köylüleridir. Menkıbeye göre Ayşe Bacı nacağını ağaç dalına takmış, daha sonra Veli Baba Tekkesi’ne hizmet etmiştir. Tekke Almus’tadır. Zile Güzelkaya köyü, Tozanlı’da. Vavru, Verep, Dire, Karakaya, Bultu, Karşı Punar, , Karadeve, Gölalan, Yağlıdere, Kınık, Nebi Köyü, Gederek, Kuru Dere, Endürük, Ilıca, Gölcük, Mancı Bulut, Karacaören, Acısu, Artova,  Sekücek, Gedürük, Çekerek’e bağlı bazı köyler, Yıldızeli, Topulyurt, Anşe Bacı talipleridir.

Zile’den Ali Kurtlar, Mehmet Kurt, Rıza Kurt(Acısu köyü), Rüstem Ağa(Bultu köyü) Anşe Bacı ocağına mensuptur.

      3.Baba Mansur Ocağı:Kangal’ın Karanlık köyü Baba Mansur talibidir.

4.Dede Garkın Ocağı:

      5.Derviş Muhammet Ocağı(Bektaşi:

Hayatı hakkında  kesin bilgilere sahip olduğumuz yatırlardan birisi de Derviş Muhammet yatırıdır. Türbesi Divriği’ye  24 km uzaklıktaki Kevendüzü(Anzağar) köyündedir.Ünlü tekke şairi Derviş Muhammet, Malatya ilimizin Arguvan ilçesine bağlı İsa köyünde doğmuştur. Doğum tarihi R.Ahmet Sevengil’e göre 1755’tir.[6] Derviş Muhammet, daha sonra İsa köyden ayrılıp Divriği’nin Anzağar köyüne yerleşmiş ve burada bir Bektaşi tekkesi açmıştır. 1826 yılında Anzağar’da vefat etmiştir. Derviş Muhammet yatırı her yıl sonbaharda Divriği’nin Purunsur, Venk, Bahtiyar Venk, Karsı, Susuzören, Göndüren, Paynik, Ürük, Kilisecik, Sevir, Birestik, Karasar, Örenik; Arguvan’ın başta Karahöyük olmak üzere Gusulü, Karaca; Şarkışla’nın Emlek yöresi: Kars’ın Selim ilçesine bağlı köyler tarafından ziyaret edilir; cem törenleri yapılır.

6.Eraslan Ocağı:

Türbe,Yıldızeli’ne bağlı Güneykaya köyündedir. Türbede biri Er Aslan’a, diğeri  Hanımına(?) ait olmak üzere iki kabir bulunmaktadır. Menkıbeye göre Er Aslan, Hacı Bektaş Veli’yi ziyarete giderken bir aslana biner, yılanı kamçı olarak kullanır. Hacı Bektaş Veli de kuru bir duvara binerek Er Aslan’ın önünü keser. Hatasını anlayan Er Aslan, Hünkar’dan özür diler. Hacı Bektaş Veli de Er Aslan’a nasip vererek onu  Çorum yöresine gönderir. Er Aslan bir müddet sonra buradan ayrılır Sivas topraklarına geçer, Yıldızeli’nin Aslandoğmuş köyüne gelir. Bu köyde fazla kalmaz,  Güneykaya köyüne gelip yerleşir. Burada bir tekke açar. Kendisinin ölümünden sonra oğlu Seyyit Halil, onun ölümünden sonra Seyyit İbrahim  ve Seyyit Ali tekkeye hizmet ederler.[7]

7.Gani Baba Ocağı (Bektaşi):

 Muhammet  Gani Baba yatırı, Divriği’ye 24 km uzaklıktaki Anzağar(Kevendüzü) köyündedir. Muhammet Gani Baba, Divriği’nin Anzağar köyünde doğmuş(1826) ve yine bu köyde Hakk’a yürümüş(1889) ünlü bir Bektaşı Babası’dır. Onun ünü, Divriği yöresinde ilk defa  bir Bektaşi tekkesi tesis etmesinden ileri gelmektedir.[8] Gani Baba, çeşitli yerleri tekkesine bağlar. Divriği’nin Purunsur, Venk, Bahtiyar Venk, Susuzören, Göndüren, Karsı, Paynik, Ürük, Kilisecik, Sevir, Birestik, Karasar, Örenik; Şarkışla’nın Emlek yöresi köyleri ve bu arada Aşık Veysel’in doğum yeri olan Sivrialan; Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı bir çok köy; Erzincan’ın Tercan yöresi; Kars’ın Selim ilçesine bağlı köyler Gani Baba Tekkesi’ne bağlanır. Bugün de bu bağlılık kısmen devam etmektedir.Gani Baba, yalnızca Divriği’nin Alevi köylerini tekkeye bağlamakla kalmamış,  Divriği’nin sünni eşrafından bazılarını da tekkenin muhibi yapmıştır.[9]

8.Garip Musa Ocağı:

Seyyit Garip Musa, Selçukluluar döneminde yaşamış ve Hacı Bektaş Veli’den nasip almış bir alp-eren’dir. Garip Musa’nın türbesi, Divriği’ye bağlı Güneş köyü yakınlarındadır. Garip Musa’nın dervişleri Kars yöresine kadar gitmişlerdir.İnanışa göre Garip Musa 5. Postun sahibidir. Türbe her yıl Divriği’nin Pengürt, Dumluca, Çüksüzer, Höbek, Güneş, Meliköy, Yağbasan, Galın, Arhısu, Hazerkek, Erşün, Kızılcaören, Ürük, Kilisecik, Susuzlar, Kımıllar, İlice, Sincan, Anzağar…köylülerince ziyaret edilmektedir. Bunlar ayrıca talip köyleridir. Divriği’nin Anzağar köyünde bir Bektaşi Tekkesi kuran Gani Baba da, Garip Musalı’dır.[10]

9.Hıdır Abdal Ocağı:

 Hıdır Abdal Ocağı Kemaliye’ye bağlı Ocak köyündedir. Hıdır Abdal’ın türbesi de bu köyde bulunmaktadır. Elimizde Hıdır Abdal’ın doğum ve ölüm tarihlerini bildiren bir belge bulunmamaktadır. Babası Karaca Ahmet Sultan’dır. Karaca Ahmet, Hacı Bektaş Veli zamanında yaşamıştır. Durum böyle olunca Hıdır Abdal da  kendisi gibi 13 yüzyıl ortaları ile 14 yüzyılın ilk çeyreğinde yaşamış olmalıdır.

Düşkün kaldırma işi Hıdır Abdallılar’a verilmiştir. Orası medet mürüvvet kapısı’dır. Düşkün olanlar buraya giderler; düşkünlüklerini kaldırırlar. Sonra bir icazet kağıdı ile dedelerine gelirler. Bundan sonra ancak görgüye girebilirler. Hıdır Abdallılar gezicidir. Her yerde onlar rehber bilinir.

10.Hubyar Sultan Ocağı:

 Türbe,Doğanşar ilçesine bağlı Uzunbelen(Hubyar) köyündedir. Yöredeki en önemli adak yeridir.

Hubyar Sultan’ın tarihi kişiliği hakkında bilgi sahibi değiliz. Eğer rivayetler doğruysa, Sivas merkez Ali Baba  mahallesindeki Büyük Ali Baba ile aynı dönemde yaşamıştır. Büyük Ali Baba’nın ölümü 1574’tür. Hubyar Sultan ocağına mensup olanların elinde 990(1582) tarihli bir ferman bulunmaktadır.[11] Bu fermana göre Hubyar Sultan 16 yüzyılda yaşamış olmalıdır. Hubyar Sultan’ın kurmuş olduğu ocak tahminen 1880’li yıllarda Hubyarlı ve Anşe Bacılı olarak ikiye ayrılmıştır. Hubyarlı Ocağı’na yakın yıllara kadar Şeyh Mehmet Temel şeyhlik etmekteydi. Şimdi 1938 doğumlu Mustafa Temel şeyhlik etmektedir.[12] Hubyar Sultan Ocağı, talibi çok olan bir ocaktır. Talip köylerinden bazıları şunlardır:

Sivas’a merkez ilçeye bağlı; Mazan, Karabalçık, Tokuş, Mermer, Kızıl Alan, Otman alan, Karlı, Eymir, Emre, Döğer, Uzamış(Mezra).Doğanşar’a bağlı Uzunbelen(Hubyar); Yıldızeli’ne bağlı Topulyurdu, Yağlıdere; Hafik’e bağlı, Beydili, Çakmak,Esenli Almus’a bağlı Möelli, Elpit, Dadugta, Kuru Sekü, Gevrek, Kevahlık, Kınık, Sideli, Varzıl, Zil’ye bağlı Kervansaray, Karşıpınar, Acısu Artova’ya bağlı Göllü Alan, Yağmurlu Seki, Yozgat civarında Çekerek’e bağlı köyler….

11.İmam Rıza Ocağı:

12.Hasan Paşa Ocağı:

 Hasan Paşa yatırı, Divriği’ye 22 km.  uzaklıktaki  Üçpınar köyündedir. Türbe, köyün girişindedir. Yöredeki “Paşa” ünvanlı tek adak yeri Hasan Paşa yatırıdır. Hasan Paşa’nın hangi dönemde yaşadığını bilemiyoruz; fakat kendisinin bir Alp-eren/Gazi-derviş olduğu kesindir.

Menkıbeye  göre Hasan Paşa, Hacı Bektaş Veli  Dergahı’nda yetişmiştir. Sarıçiçek Yaylası’nda türbesi bulunan Koca Haydar Ocağı’na mensuptur. Bu soydan gelen dedelere “Kocaoğulları” denilmekte ve ocak mensupları Akpelit(Gemhu) köyünde  oturmaktadır. Hasan Paşa’nın sülalesi de bu köyde yaşamaktadır. Hasan Paşa’nın mürşidi Koca Haydar’dır. Üçpınar köyü halkı da  Koca Haydar talibidir.[13]

13.Hoşavcı Ahmet Baba Ocağı:

Ahmet Baba, Şazeliye tarikatının Molla Yakup kolunu, Divriği’nin Samancı Deresi’ne taşıyan derviştir. Türbesi Divriği’nin Olukman köyündedir. Hoşavcı Ahmet Baba, Molla Yakup’un oğlu Yahya Dede soyundan gelmektedir. Divriği İnallı mezrasında yatırı bulunan Molla Yakup 16 yüzyılda yaşamıştır. Kangal’nı Yellice köyündeki Molla Yakup Ocağı ile, Olukman’daki  Hoşavcı Ahmet Baba Ocağı, İmam Ali Zeynel-Abidin(659-713)’e bağlıdır. Hoşavcı Ahmet Baba Ocağı’nın Divriği’deki talip köyleri şunlardır: Olukman, Üçpınar, Ürük, Mursal, Timisi, Anzağar, Eliski, Gödeş, Çayören… Görüldüğü gibi Hoşavcı Ahmet Baba Ocağı, Divriği’nin birkaç köyü ile sınırlı kalmıştır.

        14.Hüseyin Abdal Ocağı:

       Hüseyin Abdal yatırı, Divriği’nin Aşudu Tekke(Güvenkaya) köyünde bulunmaktadır. Köy, Çetinkaya-Divriği demiryolu arasındaki Avşar istasyonunun karşısına düşmektedir.[14] Türbede Hüseyin Abdal ile Hanımına ait iki kabir bulunmaktadır.

Hüseyin  Abdal’ın Divriği’ye ne zaman geldiğini bilemiyoruz. Babası Halil Karababa(Seyyid Kara Halil), 1628’de Hakk’a yürüdüğüne göre, Hüseyin Abdal’ın bu tarihten sonra Divriği’ye gelmiş olduğunu tahmin etmekteyiz. Hüseyin Abdal’ın vefatından sonra oğuları Çamşıhı yöresine yerleşmişlerdir. Bu nedenle her yıl Hüseyin Abdal’ın türbesi Şahin, Çakırağa, Ağın, Balağa, Dişbudak, Çamağa, Gölveren, Başören, Kaygısız, Aziz Ağa… köylülerince ziyaret edilir. Bunlar aynı zamanda Çamşıhı yöresindeki talip köyleridir.  Kaynak şahıslar, Hüseyin Abdal’ın kardeşi  Hasan Baba’nın Aydın civarında kaldığını ve onun da bir tekkesi olduğunu söylemektedirler.

        15.Kamber Abdal Ocağı:

        Ocağın kurucusu Kamber Abdal, Karaca Ahmet’ın 12 göbekten torunudur. Kamber Abdallıların pirleri Hıdır Abdal Ocağı’dır. Diğer dede ocakları Kamber Abdallı dışında bir birine bağlı değildir.  Hıdır Abdallılar’a bağlı. Tuğut’ta Arap Şeyh Oğulları var.

 Bizde fotokopisi bulunan icazet ve inabetnamede şu bilgiler yer almaktadır: “Hacı Bektaşi Veli ılliyesine müntesip Gözcü Karaca Ahmet  sülalesinden Hıdır Abdal evlatlarından Seyyit Ahmet Çelebi tarik-i evliyayı kabul edüp yed’ine izni icazet ve inabet verildi.(…) Mürit tutuna ve muhip edine. Sene 1251(1835).”

16.Karadonlu Can Baba/Kara Pirbat Ocağı:

Karadonlu Can Baba’nın türbesi Divriği ilçesine Bağlı Karageban köyü, Ömerli mezrasındadır. Yine Karadonlu Can Baba’nın Çorum’un Oğuzlar ilçesinde de bir yatırı sulunmaktadır. Halk, Karadonlu Can Baba’ya aynı zamanda  “Kara Pirbat” demektedir. Karadonlu Can Baba, Şaman Moğollar arasında İslamiyeti yaymaya çalışan  misyoner bir derviştir; Hacı Bektaş Veli’nin Divriği yöresine gönderdiği bir halife, bir Anadolu Ereni’dir.[15]

Büyük evliyaların/ velilerin etrafında sağlıklarında ve ölümlerinden sonra bir takım menkıbeler meydana gelmektedir. Karadonlu  Can Baba’ya ait  menkıbeler de Hacı Bektaş Veli Vilayet-namesi içinde yer almıştır. Nejat Birdoğan, Karadonlu Can Baba ile Kara Pirbat’ın ayrı ayrı kimseler olduğunu ileri sürmektedir. Fakat konuya yine de itiyatlı yaklaşmak gerekir. Çünkü Osmanlı dönemi emirnamelerinde devamlı olarak Divriği ve Karageban köyü geçmektedir. Karadonlu Can Baba soyundan gelen Seyyitler’e saygılı davranılması istenmektedir. “Divriği kadısınca bilinsin ki Divriği ilçesine bağlı Karakeban köyünde oturan Seyyit İbrahim Efendi yüce makamıma gelerek dilekçe sunmuş(1739)..”  veya  “Bu yazının sahibi Seyyid Hıdır(Seyyid Yusuf’un oğlu, o Seyyid Pirbad’ın oğlu, o Seyyid Muhammed’in oğlu, o Seyyid Ahmed’in oğlu, o Seyyid Yusuf’un oğludur.) Divriği ilçesinden temiz bir soydandırlar. Bu yazı, Seyyid Pirbad’ın onurlu tanıklığını içeren bir belge ile de güçlenir. Seyyid Yusuf’un seyyidliğini de onaylar(1612)…”[16] Divriği ilçesi Karageban köyünde Karadonlu Can Baba veya Kara Pirbat adını taşıyan ikinci bir türbe olmadığına göre, bizce Kara Pirbat ile Karadonlu Can Baba aynı kişilerdir. O soydan gelenler Seyyid olarak anılmaktadır. Yalnız aynı türbenin yakınlarında Ağu İçenli Ocağı’na mensup bir dedenin kabri bulunmaktadır.

17. Koca Haydar Ocağı:

 Koca Haydar’ın  türbesi, Divriği ile Kemaliye(Eğin) kazalarının müşterek yaylası olan Sarıçiçek yaylasındadır. Sarıçiçek dağının eteklerinde ve Koca Haydar mevkiindedir. Türbe içerisinde  mezar taşı kitabesi bulunmayan bir sanduka bulunmaktadır. Türbenin duvarında  , Koca Haydar’ın torunu  Seyyit Dehman’a  ait bir mezar taşı kitabesi yer alır.

Kitabede “ Şeyh Dehman ibni  Seyyid Şeyh İsmail ibni Seyyid Şeyh Koca Haydar ruhuna fatiha”  sözleri yer almaktadır. Bu mezar taşı kitabesinden Koca Haydar’ın  İsmail adında bir oğlu ve Dehman/Dehmen adını taşıyan bir torunu olduğu anlaşılmaktadır.

Mezar taşında  tarih bulunmadığı için  bu zatların hangi tarihte yaşamış olduklarını  bilemiyoruz. Yalnız  mezar taşında geçen  Dehman/Dehmen kelimesi, İran Şahı Tahmasp(l524-l576)’ın Türkmenler arasındaki adıdır.[17] XVI. Yüzyıldan önce  bu ada rastlamıyoruz. Öyleyse Koca Haydar’ın torunu Şeyh Demen, bu adı XVI. Yüzyıl sonlarında almış olmalıdır. Koca Haydar’ın  Fatih  döneminde(l45l-l48l)  veya II.Beyazid’in saltanat döneminde(l48l-l5l2) yaşamış olduğunu tahmin etmekteyiz.

Koca Haydar Ocağı’na bağlı dedeler, “Gocaoğulları/Kocaoğulları”  ailesine mensupturlar. Soyadı Kanunu’ndan sonra “Koca” soyadını almışlardır. Koca Haydar Ocağı’nın  Danişment(Birestik), Üçpınar, Yerliçay(Vartan), Uluçayır(Vazıldan), Bahtiyar, Karasar, Bayırüstü(Timisi), Panik, Şigi, Hapa, Kevendüzü (Anzağar), Çukuröz(Tülünk), Ağılcık(Tuğut), Çakmakdüzü(Palha) ve Beyköy(Sevir)’de talipleri bulunmaktadır.[18] Divriği’nin Üçpınar köyünde bir tekke açan Hasan Paşa’da bu ocağa mensuptur. Ünlü halk ozanı Pir Sultan Abdal’ın da bu ocağa mensup olduğu söylenmektedir.

18.Koca Leşker Ocağı:

 Koca Leşker’in türbesi Erzincan’a bağlı İliç ilçesi’nin Bağıştaş köyü yakınlarındadır. Menkıbeye göre Hacı Bektaş Veli ile birlikte Anadoluya gelen Koca Leşker, Bağıştaş köyü yakınlarında şehit düşer.

Koca Leşker hakkındaki diğer menkıbe de şöyledir: Menkıbeye göre Koca Leşker, Seyyit Baba  ve Koca Saçlı, sancaklarını çekerek Şah İsmail’in emriyle Anadolu’ya gelirler. Koca Leşker bunların kumandanıdır. Ellerindeki icazetler Erdebil Tekkesi’nden alındığı  için, Hacı Bektaş Tekkesi’nden bunlara haber gönderip, “Gelin, icazetlerinizi tazeleyiniz” diyorlar. Koca Leşker ve arkadaşları da “Biz Sultanız, Abdallardan değiliz…” diyerek bu talebi reddediyorlar. Koca Saçlı Ocağı’na Erikli, Galın, Sincan, Ziniski, Karakale, Yazıköy ve Diktaş/Tiktaş köyleri bağlıdır. Ziniski’deki Seyyit Baba da Koca Saçlı Talibidir. Koca Leşker en büyükleri olup pir ocağıdır.[19] Divriği’deki Seyyit Baba Ocağı ile Resul Baba(Koca Saçlı) Ocağı, Koca Leşker Ocağı’na bağlıdır.

  1. Kolu Açık Hacım Sultan Ocağı:

     20.Kureyşan Ocağı:

      Kurucusu Seyyit Mahmut Hayrani’dir.Menkıbeye göre, Seyyit Mahmut Hayrani, Hacı Bektaş Veli’den önce Akşehir’e yerleşiyor. Hacı Bektaş Veli, Suluca Karahöyük’e gelince, Seyit Mahmut Hayrani’nin ululuğunu duyuyor. Davet ediyor. Seyyit Mahmut Hayrani de  bir aslana biniyor. Yılanı da kamçı yapıyor. Hacı Bektaş Veli,  bunu batın gözüyle görünce bir kayaya binip iskibaline(karşılamaya) çıkıyor. Bu kayaya Atkaya denir.  Seyyit Mahmut Hayrani,  bu kerameti görünce “Eyvallah” diyor; arslandan iniyor. Hacı Bektaş Veli  de kayadan iniyor. Seyyit Mahmut Hayrani  ile kucaklaşıyor.

-Sana hayranım, diyor.

Seyyit Mahmut’un Hayrani’liği buradan gelmektedir. Yine menkıbeye göre Seyyit Mahmut Hayrani  kendi soyundan olanları Tunceli’ye gönderiyor. Kureyşanlar, bu soyun ulularından olan Derviş Ali’den gelmektedir. Daha sonra yine Derviş Ali adını taşıyan başka bir dede, Tunceli’den kalkıp Zara-Körpınar’a geliyor. Bunun Şah İsmail adında bir oğlu oluyor. Şah İsmail’in de Hüsnü ve Şükrü adlı iki oğlu oluyor. Beygelenli Hüsnü dedenin kızı, Şükrü dedenin de oğlu oluyor. Dedeliği şimdi(1998), Şükrü dedenin oğlu Şah İsmail yürütmektedir.

  • Molla Yakup Ocağı:

 Molla Yakup’un türbesi, Divriği hudutları içindeki Yellice çayı ile Avşarcık çayının birleştiği yerdeki dere yamacında, bulunmaktadır. Yellice’deki dedeler Molla Yakup’un Şeyh Şazeli evlatlarından olduğunu söylemektedirler. Elimizdeki belgelere göre Şazeli tarikatını Anadolu’ya getiren Ali bin Meymun Mağribi’dir. 11. Bayezit döneminde Suriyede’den Anadolu’ya gelen ve altı yıl Bursa’da oturan Mağrıbi 1505 yılında tekrar Suriye’ye döner. Buna göre Molla Yakup 16 yüzyılda veya daha sonra yaşamış olmalıdır. Menkıbeye göre bunlar Molla Yakup, Molla Sait ve Molla Mustafa olarak üç kardeştirler. Medrese tahsili gören bu üç kardeş 11. Bayezit’in huzuruna çıkarlar, Padişahtan görev isterler. Padişah da onlara mollalık görevi verir. Molla Yakup da Yellice yöresine gelir. Molla Yakup’tan sonra tarikat Yahya, Mahmut ve İsmail Dedeler yoluyla devam eder.Molla Yakup, 9. Post sahibi olarak bilinir. Zeynel Abidin ocağı dışındaki bütün dedeler bu zata bağlıdır. Ocak, Yellice köyündedir. Bu ocağa bağlı talipler daha çok Divriği ve Kangal yöresinde toplanmıştır. Ayrıca Çorum, Merzifon, Yozgat, Gaziantep, Malatya(Arguvan, Darende), Tokat, Zile, Erzurum, Erzincan ve Şarkışla’nın Emlek yöresinde de talipleri bulunmaktadır.

21. Pir Sultan Ocağı:

 Pir Sultan Abdal yedi büyük Alevi şairinden biridir. İbrahim Aslanoğlu’nun tespitlerine göre 1547-1551 veya 1587-1590 yılları arasında Sivas’ta asılarak idam edilmiştir. Pir Sultan Ocağı Banaz’dadır. Hafik’in  Emre köyünde, Yıldızeli’nin bazı köylerinde talipleri bulunmaktadır.

22. Koca Saçlı(Resul Baba Ocağı):

Koca Saçlı, Beylikler döneminde yaşamış,  misyoner bir derviştir. Koca Saçlı yatırı, Divriği’ye 28 km uzaklıktaki Erikli köyündedir. Türbe, köyün kuzeyinde ve Erikli İçmesi’ne giden yol üzerindedir. Koca Saçlı/Seyyit Resul Baba hakkında tarihi bilgilere sahip değiliz. Menkıbeye göre Koca Leşker, Seyyit Baba  ve Koca Saçlı, sancaklarını çekerek Şah İsmail’in emriyle Anadolu’ya gelirler. Koca Leşker bunların kumandanıdır. Ellerindeki icazetler Erdebil Tekkesi’nden alındığı o için, Hacı Bektaş Tekkesi’nden bunlara haber gönderip, gelin icazetlerinizi tazeleyiniz, diyorlar. Koca Leşker ve arkadaşları da “Biz Sultanız, Abdallardan değiliz…” diyorlar ve bu talebi reddediyorlar.

Koca Saçlı Ocağı’na Erikli, Galın, Sincan, Ziniski, Karakale, Yazıköy ve Diktaş/Tiktaş köyleri bağlıdır. Ziniski’deki Seyyit Baba da Koca Saçlı Talibidir. Koca Leşker en büyükleri olup pir ocağıdır.[20] 

        23.Sarı Saltuk Ocağı:

      13 yüzyılda yaşadığı bilinen Sarı Saltuk, ölümünün üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen hala Anadolu, Rumeli ve Balkan Türkleri’nin gönlünde yaşamaktadır. Sarı Saltuk, Anadolu ve Rumeli’nin fethi esnasında gazalara katılan, kahramanlığı ve velayeti ile daha yaşarken efsanevi bir şahsiyet haline gelen bir Türk kahramanıdır. Saltuk-name’de Sarı Saltuk’un on iki mezarı olduğu belirtilmektedir.[21] Sivas ilinde de Sarısaltuk’un bir mezarı bulunmaktadır. Zara’nın Bolucan nahiyesine bağlı Araplar köyünde ve köy çeşmesi başında mezarı vardır. Sarısaltuk Ocağı, Dersim Ovacık’a bağlı Karaca köyündedir. Bu köyde Sarısaltuk’un hırkası ile pabucunun teki bulunmaktadır.Zara’nın Zoğallı köyünde Sarısaltuk talipleri bulunmaktadır.

24.Seyyit Baba Ocağı :

Seyyit Baba, Selçuklular döneminde yaşamış ve bu yörede şehit düşmüş bir alp-eren’dir. Seyyit Baba yatırı, Divriği’ye 24 km.   uzaklıktaki Akmeşe(Ziniski) köyündedir.. “  [22]Ersin Gülsoy, l5l9 tarihli evkaf defterinde Ziniski köyünde bulunan zaviyenin “Şeyh Osman Zaviyesi” olarak geçtiğini kaydeder.[23] 

Yöre halkının inanışına göre Seyyit Baba, Evlad-ı Resul’dür. Yani Peygamerimizin soyundan gelmektedir.  [24] Seyit Baba’nın  asıl adı   Seyyit Saadettin’dir. Seyyit Baba’nın dedeleri Hoca Ahmet Yesevi’den nasip aldıktan sonra Hacı Bektaş Veli ile birlikte Horasan’dan yola çıkıyorlar.  Seyyit Baba’nın dedeleri de  İran yoluyla Anadolu’ya gelirler. Bu dervişler altı tanedir. Hünkar, Kırşehir’e, Baba İlyas Amasya’ya gider. Seyyit Baba’nın dedeleri de bir müddet Tunceli(Dersim)’nde kalırlar. Bunlara  o yörede  Sarıoğlu Askerleri  denilmektedir. Sarıoğulları Tunceli’nden göçüp  Divriği’nin Ziniski köyüne gelip yerleşirler. Aynı soydan gelme  Koca Leşker, Erzincan’a bağlı İliç ilçesinin Bağıştaş köyü yakınlarında şehit düşer. Türbesi, Bağıştaş istasyonu yakınlarındaki bir koruluğun içindedir. [25] Koca Leşker mürşit ocağıdır.

Divriği’deki talip köyleri şunlardır: Sincan, Kekliktepe(Galın), Yazıköy, Karakale, Erikli, Diktaş, Susuzlar, Yağbasan, Eskibeyli(Norşun), Kayacık(Murmana), Ağar, Ekinbaşı(Kilisecik), Bahçeliköy(Pengürt), Kekliktepe, Şahna, Başören, Ağar, Akmeşe(Ziniski)… Ziniski’deki Zeynal Özcan(Kırmızı Dede), bu ocağın en yaşlı dedesi idi. Zeynal Özcan  Dede yakın yıllarda vefat etmiştir(1912-1986). Bunların dışındaKars/Kağızman, Çorum/Alaca, Tokat/Zile, Temezik, Kurşunlu, Çakırçalı köylerinde de talipleri bulunmaktadır.

25. Seyyit Ali/Kızıl Deli Sultan Ocağı:

Kızıl Deli, diğer bir adıyla Seyit Ali Sultan, kaynaklardaki bilgilere göre bir Anadolu erenidir. Bektaşi geleneğine göre Seyit Ali Sultan Horasan erenlerinden Hasan Ata’nın oğludur. Anadolu’ya gelip bir müddet Hacı Bektaş Dergahı’nda kalmış, Balım Sultan’ın  babası Mürsel Baba ile Dimetokaya yerleşmiştir. Edirne ve Rumeli dolaylarını feth eden Kızıldeli 1397 yılında dergahını kurmuş. 1402 yılında, Dimetoka’daki dergahında Hakk’a yürümüştür.Malatya’nın Yazıhan ilçesine bağlı Fethiye köyünde Kızıl Deli isminde bir türbe bulunmaktadır. [26]Kızıldeli ocağı’nın Sivas yöresinde de talipleri bulunmaktadır. Yıldızeli/Akçakale, Kara Leylek, Nallı, Davulalan, Malatya, Manisa, Aydın illerinde de talipleri vardır.Ayrıca Kars/Ardahan’ın, Sors, Çimli Çayır, Dere Köy, Erzede köyü, Tepe Köyü, Aşağı Damal, Yukarı Damal, Çıkora, Kirpeşen… olmak üzere24 pare köyü Kızıldeli talibidir.

26.Şah İbrahim Veli Ocağı:

Şah İbrahim Veli’nin tarihi kişiliği hakkında hakkında bilgi sahibi değiliz. Kaynak şahısların ifadelerine göre Şah İbrahim, Musayı Kazım’ın 7. göbek evladıdır. Şah İsmail’in kardeşi değildir. Türbesi Erdebil’dedir(?). Hekimhanlı Salmanoğlu bir şiirinde Şah İbrahim Veli ile Seyyit Ali Sultanı müsahip kardeş olarak gösterir. Menkıbeler doğruysa Şah İbrahim Veli 14 yüzyılda yaşamış olmalıdır. Şah İbrahim Veli Ocağı, Hekimhan’ın Mezirme köyündedir. Bunların dışında Sivas:Kangal/Mamaş, merkez Sinekli, Tokat:Turhal ve Zile köylerinde. Çakırçalı(Zile), Silis, Ali Bağ, Vavru(Tokat), Çorum:Körkü(Sungurlu’ya bağlı), Çaşak, Zeker Hacı(Sungurlu), Yeniköy(Dede ocağı), Şah İbrahim’e bağlıdır. Revani, Suzani gibi şairler Şah İbrahim Ocağı’na mensupturlar.

   27.Üryan Hızır Ocağı:

28.Yalıncak Abdal Ocağı: Yalıncak Sultan’ın türbesi, Hafik ilçesi Celalli bucağına bağlı Yalıncak köyündedir. Yalıncak Sultan türbesi/tekkesi bugün ören yer durumundadır. Türbe duvarları  tamamen yıkılmıştır. Türbe de  Yalıncak Sultana ait bir kabir bulunmaktadır.

Asıl adı Es Seyyit Muhammet Nuri olan Yalıncak  Sultan, Konya civarında yaşamış olan bir Türk boyuna mensuptur. Babası Pirep Sultan’dır. Yalıncak Sultan, Karamanoğlu Mehmet Bey( 1261-1283) tarafından halkı irşat etmesi için bu yöreye gönderilmiştir. Tekkesinin bulunduğu yerde vefat etmiştir. [27] Aşık Veysel’in ikinci eşi Gülizar Şatıroğlu da Yalıncak Tekkesi’ne mensuptur. Gülizar Şatıroğlu’nun ifadesine göre Tekke 1928’li yıllarda da faaliyetini sürdürmüştür. [28] 

Yalıncak Sultan’ın babası Pirep Sultan, Konya’da oturmaktadır. 7. Postun sahibidir, çerağcı/delilcidir.  Hafik çevresi. Pirep Sultan. Suriye’nin büyük bir kısmı Yalıncak Sultan talibidir.

Menkıbe:Pirep Sultan’ın üç oğlu vardır. Bunlardan en küçüğü Yalıncak Sultan (Esseyit Muhammet Nuri)’dır. Önce büyük oğlu ölür; Pirep Suiltan ağlamayıp Allah’a şükreder. Sonra ortanca oğlu ölür. Yine ağlamayıp Alah’a şükreder ”Veren sensin, alan sensin” diye. Bunların ikisini de eliyle yıkayıp defneder.

En küçükleri Yalıncak Sultan ölünce gene eliyle yıkar; Allah’a şükreder; fakat küçük çocuğu için göz yaşı döker. Bu sırada hanımı da feryat edip saçını başını yolarak ağlamaktadır.

Pirep Sultan, hanımının feryatlarına dayanamaz. Cenazeyi(oğlunu) yıkarken Allah’a yalvarıp, onu tekrar diriltmesini talep eder. Yalıncak Sultan’a abdest verirken çocuk teneşirde gözünü açıp dirilir. Çevresindekiler korkup kaçarlar. Çocuk onlara “Korkmayın” diye seslenir. “Annem çok feryat edince, Allah beni geri gönderdi” der.

Bu olaydan sonra Karamanoğlu Mehmet Bey, Yalıncak Sultan’a Sivas, Hafik, Zara; Ali Ağa Camisi ile Meydan Camisi’ni verir. Yalıncak köyünü kurar. Şehiden ölür. Şehiden vefat edince bugünkü türbesinin olduğu yere defnederler. [29]


[1] . Kutlu Özen, Sivas-Divriği Yöresindeki Bektaşi Tekkeleri, 1. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Sempozyumu Bildirileri, Ankara 1999, s.273

[2] . Ali Yaman, Dünden Bugüne Kızılbaş Alevi Dedeleri, Pertev Naili Boratav’a Armağan(Hazırlayan Metin Turan), Kültür Bak., Yay., Ankara 1998, s.366

[3] . Ali Yaman, a.g.m., s.367

[4] Prof.Dr.Orhan Türkdoğan, Alevi Bektaşi Kimliği, İstanbul 1995, s.503

[5] Pertev Naili Boratav, Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi(1964), adlı eserinde, 1310(1894) tarihli bir vesikaya dayanarak, onun bu tarihlerde sürgünden dönmüş olabileceğini yazar.

[6] R.Ahmet Sevengil, Yüzyıllar Boyunca Halk Şairleri, Atlas Kitabevi, İstanbul 1965, s.234

[7] Kutlu Özen, Sivas-Divriği Yöresindeki Bektaşi Tekkeleri, 1. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Bildirileri, Ankara 1999, s. 275

[8] E.Behnan Şapalyo,Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi, İstanbul 1964, s.323-324.

[9] Muhammet Şahin Baba’nın verdiği bilgi.

[10] Kutlu Özen, Divriği Evliyaları, Sivas 1997, s, 58-59.

[11]  Kutlu Özen, Sivas ve Divriği Yöresinde Eski Türk İnançlarına Bağlı Adak Yerleri,Sivas 1996, s.56

[12] . Prof.Dr.Orhan Türkdoğan, Alevi Bektaşi Kimliği, İstanbul 1995, s.519

[13]  Muharrem Yılmaz, Şiği Müslim köyü, l341(l922), Divriği ilçesindeki 20.6.l980 tarihli derlememiz.

[14]Avşar İstasyonu karşısındaki köyün adı Aşudu Tekke’dir. Buraya ismini veren Hüseyin Abdal’dır. 

[15] Ahmet Yaşar Ocak, Türk Halk İnançlarında ve Halk Edebiyatında Evliya Menkıbeleri, Ankara 1983, s.15-16.

[16] Nejat Birdoğan, Ocaklar-Dedeler-Soyağaçları, AlevYayınları, İstanbul 1992, s.232-238.

[17] . Asım Bezirci, Pir Sultan,İstanbul, l986, s.422.

[18] Ahmet Koca(l932-l984),  Akpelit(Gemhu) köyü doğumlu Koca Haydar Ocağına mensup dede. Divriği ilçesindeki 26.6.l980 tarihli derlememiz. Ayrıca, 7 Eylül l987’de Koca Haydar yatırındaki alan çalışmamız. Ayrıca Ahmet Muhtar Yüce, Vazıldan 1936 doğumlu, kaynak şahıs.derleme.

[19] Zeynel Özcan, Ziniski(1912-1986), Veyis Yılmaz, Ziniski , 1913.

[20] Zeynel Özcan, Ziniski(1912-1986), Veyis Yılmaz, Ziniski , 1913.

[21] Prof.Dr.Şükrü Haluk Akalın, Sarı Saltuk’un Türbe ve Makamları Üzerine, 1.Uluslar arası Türk Dünyası Eren ve Evliyaları Kongresi Bildirileri, Ankara 1998, s.9

[22]  Necdet Sakaoğlu’nun göndermiş oldukları l3.7.l993  tarihli mektup. Vermiş oldukları bilgiler için teşekkür ederim. K.Ö.

[23]  Ersin Gülsoy,XVI. Asrın İlk Yarısında Divriği Kazası(1519-1548), s.26.

[24]  Midhat Sertoğlu, Resimli Osmanlı Tarihi,ve Ans., İnkılap Kitabevi, İstanbul 1958.

[25]  Musa Atmaca, Başören köyü  1903 doğumlu.

[26] Hüseyin Şahin, Malatya’da Kızıldeli Adı Çevresinde Oluşan Kültürel Değerler, 1. Uluslar arası Türk Dünyası Eren ve Evliyası Kongresi Bildirileri, Ankara 1998, s.509-535

[27] Özen, Sivas ve Divriği ……, s.58

[28] Kutlu Özen,  Aşık Veysel, Sivas 1998, s.33.

[29] .(Derleme, 15.4.l989, Ziya Erdemir(1930-1992), Emekli  öğretmen