Sivas Yöresinde Geleneksel Türk Çadırcılığı

Sivas’taki Çadırcı Esnafı

Bilindiği gibi  çadır yapan ve satan kimselere “çadırcı” denir.

Sivas ilinde çadırcılığın çok eski bir geçmişi vardır. Fakat I. Dünya Savaşı’ndan önceki çadırcı esnafı hakkında bir çalışma yapılmadığı için biz bu araştırmamızda Cumhuriyet dönemindeki çadırcı  esnafını tanıtacağız.

İlki 1290(1873) yılında yayınlanan “Sivas Salnameleri”nde  demirci, marangoz, yemenici, terzi… esnafı hakkında bilgi verildiği halde, çadırcılar hakkında bilgi verilmemiştir. Cumhuriyetten sonra yayınlanan il yıllıklarında da(1935, 1967, 1973 ve 1998) çadırcı esnafı üzerinde durulmamıştır.

Sivas çadırcı esnafı hakkında vereceğimiz bilgiler tamamen çadırcı Tahsin Çadırcı’nın anlattıklarına dayanmaktadır.[1]

Çadırcı esnafı,  diğer esnaflar gibi kalabalık değildi. Bezazlar içinde çadır yapan üç-beş ustadan ve dükkandan ibaretti.[2] Bunlar da çadır mevsimi çadır yaparlar, diğer zamanlarda ya dinlenirler ya da terzilikle uğraşırlardı. Ayrıca çermik zamanı çadır alım satımı ile uğraşan bazı şahıslar da vardı.

Bilinen en eski çadırcı esnafı Hacı İbrahim ile Ali Usta’dır.

Hacı İbrahim Usta: 1303(1885) yılında Sivas’ta doğmuştur. Çadırcılık mesleğini belli bir ustadan öğrenmemiştir. Tamamen yeteneğine bağlı olarak geliştirmiştir. “Şemsiyeli Çadır” adı verilen çadır çeşidi  bu ustaya aittir. Sağlığında oğlu Tahsin Çadırcı’yı, Şükrü Kayhan’ı, Kazım Usta’yı ve Abdullah Halfe’yi yetiştirmiştir. 1969 yılında ölen bu şahıs 75 yaşına kadar çadırcılık mesleğini sürdürmüştür. Gençlik yıllarında da Sivas Valisi Muammer Bey(1912)’in taktirini kazanmıştır.

Ali Usta: Sivas doğumludur. Çadırcılığa Hacı İbrahim Usta ile birlikte başlamıştır. 1930’lu yıllara kadar bu mesleği sürdürmüştür. Köseoğulları’ndan olan Ali Usta(Ali Çavuş) mesleğini tek başına yürütmüştür. 1969 yılında ölmüştür.

Tahsin Çadırcı: 1923 yılında Sivas’ta doğmuştur. Çadırcı Hacı İbrahim Usta’nın oğludur. İlkokulu bitirdikten sonra Sivas Sanat Mektebi’ne devam etmiştir. 1937 yılında babası Hacı İbrahim Usta’nın yanında çadırcılığa başlamıştır. Çadırcılık mesleğini sürdüren tek ustadır. Tahsin Usta, Mehmet, Kaya, Rıza ve Hüseyin Ustaları yetiştirmiştir. Fakat bugün bunlar çadırcılığı bırakmışlardır.

Tahsin Usta mesleğini çocuklarına da öğretmiştir. Yakın bir gelecekte bu meslek çocukları tarafından sürdürülecektir.

Tahsin Çadırcı aslında üzerinde durulması gereken ve bu mesleği çok iyi bilen, yaratıcı güce sahip yetenekli bir ustadır. Mesleğini elli yıldır aralıksız sürdürmektedir. Çadırcılık aslında kolay bir meslek değildir. Bir çeşit mühendisliği gerektirmektedir. İyi bir çadırcı  marangozluğu, terziliği ve saraçlığı da bilmek zorundadır. Tahsin Çadırcı’da bu meziyetlerin hepsi vardır.

Tahsin Çadırcı, geleneksel “Sivas Çadırı” tipini unutulmaktan kurtarmıştır.  Sivas çadırlarındaki iç ve dış süslemeleri, bunların kalıpların bir defterde toplamıştır.

Tahsin Çadırcı Devletçe himaye ve teşvik görmesi gereken bir ustadır. Onun meslekten el çekmesi ile Sivas çadırcılığı tarihe karışacaktır.

Çadır

Bilindiği gibi kalın bezden veya keçe, deri yahut kıl dokumadan yapılan; bir veya daha fazla direklerle çatılıp kurulan barınma yerine çadır, denilir.[3]

Çadır, Türkçe bir kelimedir. Çat-mak mastarından –ı-r yapım ekleriyle türetilmiştir. Aslı çatır’dır. Zamanla çadır şeklinde kullanılmaya başlanmıştır. Kelime, Divan-ı Lügat-ı Türk’te çatır şeklinde ve Türkçe bir kelime olarak gösterilmektedir. Yapı ve anlam bakımından da çadırın çat-(mak) fiilinden geldiği açıktır.[4]

Yüzyıllar boyunca göçerek yaşamak zorunda kalan Türklerin kullandıkları, kurulup sökülen ve kolayca taşınan çeşitli şekillerdeki bu meskenlere çadır’dan başka şu adlar da verilmiştir: “oba, otak(otağ), kerkü, gereke, ev, iv,iy,çerge, çergi, çatır ve çetir”.[5]

Türk insanını Orta Asya’dan beri sadece tabii etkenlerden ve düşmanlardan koruyan birer sığınak olmayan çadırlar,  içlerinde yaşayan insanların ekonomik, inanç, gelenek, görenek, hayat tarzı, süsleme vb. sanatlarını kısaca kültürlerini çeşitli yönleriyle aksettiren; dahası devam ettiren bir yapıya sahiptirler.

Bugün Orta Asya’da yaşayan Türk boylarının hayatında çadır kültürü bütün özellikleriyle devam etmektedir. Yayla geleneği diyebileceğimiz bu gelenek, Anadolu’nun pek çok bölgesinde bugün de yaşamaktadır.[6]

Bir barınma yeri olarak kullanılan çadırların çeşitli biçimleri vardır. Biz bu araştırmamızda Sivas ilindeki çadırları tanıtacağız. Ayrıca Türkiye genelindeki bazı çadırlar hakkında da kısa bilgiler vereceğiz

Çadır Çeşitleri:

Sivas ilinde bugün kullanılmakta olan çadır çeşitleri şunlardır:

A.Sivas’a özgü olanlar:

a.Tenefli Çadır

1.Tam tenefli

2.Yarım tenefli

b.Şemsiye çadır

c.Kumandan çadırı

B.Türkiye genelinde olanlar

a.Beşik çadır

b.Mahruti çadır

Ayrıca çermik zamanı yurdun çeşitli yörelerinden gelenler değişik tipte ve biçimde çadırlar kullanmaktadırlar. Yurt dışından gelenlerin getirmiş oldukları piknik çadırlarını ve benzerlerini bunlara örnek olarak verebiliriz.[7]

Tenefli Çadırlar:

Tenefli adı verilen  çadır çeşidi Sivas yöresinde kullanılmaktadır. Bu çadırın uzun bir geçmişi vardır. Son Osmanlı dönemi kuşağı ile genç Cumhuriyet kuşağında yetişen çadır ustaları bu çadır çeşidini orijinalliğini  bozmadan günümüze kadar getirmişlerdir.

Dün olduğu gibi bugün de tenefli çadırlar ısrarla aranmaktadır. 1937’li yıllarda tenefli bir çadır beş-altı kişinin bir hafta çalışması ile meydana  gelirdi. Bugün de değişen bir şey yoktur. Yapımı zor olan bir çadır çeşididir.

Sivas’ta tenefli çadır yapan bir usta kalmıştır; o da kaynak şahıs Tahsin Çadırcı ustadır. Çok değil on –onbeş yıl sonra tenefli çadırları ancak müzelerde göreceğiz.

Tenefli çadırlar, direkli çadırlardır. Fakat kendi aralarında da yapılış biçimi bakımından bir takım farklılıklar gösterirler. Bu yüzden tenefli çadırlar:

a.Tam tenefli

b.Yarım tenefli olmak üzere ikiye ayrılırlar.

A.    TAM TENEFLİ ÇADIR

Tam tenefli çadır iki bölümden meydana gelmiştir. Bölümler ayrı ayrıdır. Çadır kurulurken bu iki parça “ovak” adı verilen bir bağlantı ile bağlanır. Tam tenefli bir çadır:

a.Üst tenef

a.Etek olmak üzere iki parçadır.

a.Üst tenef:

Üst tenef; çadır tepeliği, tenef üstü, üst gibi adlarla adlandırılır. Üst tenef, çadır bezinden yapılmış koni biçimli  bir bölümle çadır çanağı(sahan)  ve çadır direğinden meydana  gelmiştir. Üst tenefi meydana  getiren bezler, etekten başlayarak, çadır saçağına kadar bir üçgen meydana  getirecek şekilde daralarak uzar.

Üçgenin tabana 100-130 cm. arasında değişir. Daha doğrusu bu genişlik eteklerdeki dilimlerin genişliğine bağlı olarak değişir. Mesela, 12’lik bir çadırda on iki üçgen vardır. Bu üçgenler tabandan başlamak üzere, çadır çanağına kadar kolan(golan) adı verilen  kalın şeritlere birleştirilerek dikilir.  Kolan(kalın fitil), hem üçgen şeklinde kesilmiş  bezleri biri birine bağlar; hem de üst tenefin  konik bir şekil almasını sağlar.

Üst tenef,  çadır çanağı(sahan)  adı verilen 35 cm. çapında , 10 cm. kalınlığında yuvarlak bir tahtaya raptedilir.  Daha sonra buraya iki kat meşin çakılır.

Çadır çanağının alt tarafında ise 10 cm. çapında bir oyuk bulunmaktadır. Bu oyuğa zivane adı verilir. 350-450 cm. arasında değişen çadır direğinin  üst tarafı bu oyuğa(zivane) oturtulur.

Çadır direği, toprağa biraz yerleştirildikten sonra, üst tenef, ipler yardımıyla  gergin bir şekilde kazıklara bağlanır. Çadır, bu haliyle uzun saplı bir şemsiyeye benzer.

b.Etek:

Etek; çadır  eteği, tenef altı, alt tenef  gibi adlarla adlandırılır. Tam tenefli çadırlarda etek, üst teneften ayrıdır. Etek yüksekliği 160-210 cm. arasında değişir. Bütün olarak kesilen etek, çadırın cinsine göre 10,12,14… gibi değişen sayılardan birisine göre bölünür. Mesela, 14’lük bir çadırda eşit aralıklı on dört bölüm vardır. Bölüm aralıkları biri birine eşittir. Bazı çadırlarda bölümler 100 cm., bazı çadırlarda ise bundan dah fazladır. Fakat bölümler arasındaki aralık 130 cm. den fazla olmaz.

Eteklerin dik durması için kayın ağacından yapılmış yan direkler kullanılır. Etek kaç bölümse, o kadar da yan direk kullanılır.

Yan direkler için etekte, direk genişliğinde yollar açılır. Yan direkler buralardan içeri sokulur. Yan direklerin üst kısmında, üst tenef deliklerinin geçmesi için 10 cm. uzunluğunda demir çubuklar bulunur. Yan direklerin alt kısmı etekten 20-30 cm. kadar uzun olup, bu kısım toprağa gömülür. Eteğin gergin durması ve yan direklerin oynamaması için direkler çadır kazıklarına bağlanır.

Tozluk:

Eteğin kirlenmemesi, yıpranmaması, çadıra yağmur suyu girmemesi için  de etek altına bir karış enliliğinde tozluk dikilir.

Tam tenefli çadırlar genellikle iki kapılı ve 2 pencereli olurlar. İhtiyaca göre bazan iki kapı da birlikte kullanılır.

Padişah çadırlarında çadır direği, ağaç süsleme sanatının en zengin süsleme örnekleriyle doluydu. Sivas’ta yapılan tenefli çadırlarda çadır direği çam ağacından yapılmaktadır.

Kuşak:

Tenefli çadırlarda üst tenef ile etek arasındaki bölmeye kuşak adı verilmektedir. Kuşak, tenef tentesi ile çevrilmiştir. Bazı tenteler sade olduğu halde, bazı tentelerde doğrama adı verilen kenar süslemeleri bulunur. Aynı süslemeler çoğu kez kapı kenarlarında da yer alır.

Çadır astarı; süslü yorgan yüzü, pazen, basma, ipekli ve hatta kadife ile döşenebilir. Ayrıca çadırın iç tenefi ve etek bölmeleri, pencere kapağının içe gelen kısımları çeşitli motiflerle süslenir. [8]

B.     YARIM TENEFLİ ÇADIR

Kurulması, yapılması ve taşınması kolay olduğu için bugün Sivas’ta daha çok yarım tenefli çadırlar tercih edilmektedir.

Yarım tenefli çadırlar, tek parçadan ibaret direkli çadırlardır.

Yarım tenefli çadırlar, tam tenefli çadırlardan şu özellikleriyle ayrılmaktadır:

a.Yarım tenefli çadırlar tek parçadan ibarettir.  Bu yüzden “Ovak” adı verilen kısım bulunmaz.

b.Tam tenefli çadırlardaki üst tenef, yarım tenefli çadırlarda da vardır.

c.Yarım tenefli çadırlarda etek kısmı, tam tenefli çadırlardan farklıdır. Yarım tenefli çadırlarda yan direkler kullanılmaz.

d. Tam tenefli çadırlarda etekler eşit dikdörtgenlere ayrılmışken, yarım tenefli çadırlarda etekler eşit yamuklara ayrılmıştır.

e. Tabanda 100 cm. olan açıklık, kuşakta 82 cm.’ye düşer, tepe noktasında sıfıra iner.

f. Tam tenefli bir çadırda kolonlar üst teneften başladığı halde yarım tenefli çadırlarda tabandan başlayıp çadır çanağına kadar devam eder. Çadırın sağlamlığı bu kolonlara bağlıdır.

g. Yarım tenefli çadırlarda, çadır süslemesine yer verilmez. Astardaki desenler çadırın içini süsler.

h. Yarım tenefli çadırlar da tam tenefli çadırlarda olduğu gibi 14’lu, 12’li diye adlandırılır.[9]

C.    ŞEMSİYE ÇADIR

Şemsiye çadır, çadırcı Hacı İbrahim Usta tarafından geliştirilmiş bir çadır çeşididir.

Görünüş itibariyle tabanı kare olan, tek odalı ve çatılı bir eve benzer.

Şemsiye çadır:

a. Şemsiye(tepe)

b. Etek, olmak üzere iki parçadan meydana gelmiştir.

Şemsiye çadır, örneği pek az olan bir çadır çeşididir.

a.Şemsiye: Çadırın tepesi şemsiyeye benzer. 320 cm. tabanlı dört ikizkenar üçgen, kolonlar yardımıyla birleşerek bir piramit meydana getirir. Tepenin dik durması için kolonların arasına ince çubuklar geçirilir. Bu yüzden şemsiye çadır, direksiz çadırdır.

b.Etek: Etek yapı itibariyle tam tenefli çadırın alt tenefi gibidir. Tenefli çadırlarda etek, yuvarlak bir tabana oturtulmuşken, şemsiye çadırlarda  320×320 cm.’lik kare bir tabana oturtulmuştur. Etek yüksekliği 165 cm. olup 160 cm.’lik aralıklarla bölünmüştür. Eteğin dik durması için yan direklerden faydalanılmıştır.Yan direkler hem eteği dik tutar, hem de şemsiyenin eteğin üzerine yerleşmesini sağlar.

Şemsiye çadırlarda şemsiye ve etek, “ovak” adı verilen  bir bağlantı ile birbirine bağlanır. Ayrıca bağlantı bölümünde desenli veya desensiz çadır tentesi bulunur.

Şemsiye çadırlar dört pencereli ve çoğu kez tek kapılıdır. Kapılar 165×320 cm. boyutundadır. Çadırın içi çoğu zaman desenlidir.[10]

D.    KUMANDAN ÇADIRI

Kumandan çadırı, çadırcı Tahsin(Çadırcı) Usta tarafından geliştirilmiş bir çadır çeşididir.

Görünüş itibariyle şemsiye çadıra benzer. Fakat şemsiye çadırdan daha farklı bir yapıdadır. Şemsiye çadırın direksiz olmasına karşılık, kumandan çadırı direklidir. Direk yüksekliği 300-320 cm. arasında değişir.

Kumandan çadırı:

a. Üst tenef

b. Etek , olmak üzere iki parçadan meydana gelmiştir

a.Üst tenef:

Üst tenef, tenefli çadırlardaki gibidir. Tenefteki dilim sayısı 12-14 arasında değişir.Genellikle 12 dilimlidir.

b.Etek:

Etek, yapı itibariyle tam tenefli çadırlardaki gibidir. Yalnız; tenefli çadırlarda etek, daire bir tabana oturtulduğu halde, kumandan çadırında genellikle 360×360 cm. ölçülerindeki bir tabana oturtulur. Etek yüksekliği 120-160 cm. arasında değişir. Eteklerdeki bölüm sayısı da üst tenefe bağlı olarak 12-14 dilim arasında değişir. Tenef etekleri yan direkler üzerine oturtulur. Üst tenef ile etek  “ovak” adı verilen bir bağlantı ile birbirine bağlanır.Eteği dik tutmaya yarayan yan direkler, aynı zamanda üst tenefi de eteğe bağlamaya yarar.

Kumandan çadırlarında ara etekler kullanılarak, çadır içinde mutfak olarak kullanılan 120×160 cm.’lik bir oda meydana getirilir.

Kumandan çadırları iki kapılı, iki pencereli olup, ihtiyaca göre bu kapılardan ikisi birden kullanılır.

Kumandan çadırlarında süslemeye büyük önem verilir. Kuşak, çadır tentesi ile çevrelenmiştir. Çadır tentesinde ve kapı kenarlarında doğrama motifleri kullanılır. Ayrıca kapının bulunduğu bölüme bir güneşlik ilave edilmiştir.

Kumandan çadırı, gerek görünüşü, gerek kullanılışı itibariyle çok aranan bir çadır çeşididir.[11]

E.     BEŞİK  ÇADIR

Beşik çadır, çatılı bir ev görünümündedir. İşçiliği kolaydır. Ucuza mal edildiği  için daha çok kalabalık aileler tarafından tercih edilir.

Beşik çadır:

a. Tepe

b. Etek, olmak üzere iki parçadan meydana gelmiştir. Parçalar birbirine dikili olup, yan direkler üzerine oturtulur. Ayrıca çadırı meydana getiren parçalar kolonlara dikilir. Kolonlar, çadırın şekil almasını ve sağlamlığını sağlar.

Beşik çadırlarda çatı yüksekliği 280 cm., etek yüksekliği 180 cm.’dir.  Dikdörtgen planlı olan bu çadırlarda taban ölçüsü 350×440 tan başlayıp, 350×750 cm.’ye kadar değişir.

Beşik çadırlarda iki pencere ve iki kapı bulunur.[12]

F.     MAHRUTİ ÇADIR

Mahruti(konik) çadırlar daha çok askeri maksatlarla kullanılan çadırlardır. Kızılay Kurumu’nun çadırları da mahruti tarzda yapılmış çadırlardır.

Mahruti çadırlar, direkli çadırlardır. Çadır tepeliği bu direk üzerine oturtulur. Direk yüksekleği 280 cm.’dir. Koni biçimindeki tepe 21, 23…dilime(kanat) bölünmüştür. Dilim sayısı çadırın büyüklüğüne göre azalıp çoğalır. Mahruti çadırlarda etek yüksekliği  genellikle 70 cm.’dir. Etek, tepeyle birleşmiştir. Bu yüzden mahruti çadırlar tek parçalı çadırlardır. Bir kapı ve iki penceresi bulunan bu çadırlarda ayrıca tepede hava delikleri bulunur.[13]

İKİNCİ BÖLÜM

ÇADIR SÜSLEMELERİ

Geleneksel Sivas çadırlarında yüzyıllardır değişmeyen Türk motifleri kullanılmaktadır. Bu motiflerde hakim renk: kırmızı, bordo, mavi, yeşil, sarı ve laciverttir. İstenilen renkteki  çuha kumaş, motiflere uygun olarak kesilir ve çadırın muhtelif yerlerine dikilir.

Çadırdaki süslemeleri ikiye ayırmak mümkündür:

a. Dış süslemeler

b. İç süslemeler

a.Dış Süslemeler:

Tenefli, şemsiyeli ve kumandan tipi çadırlarda çadır tepeliği, tente ve kapı kenarları geleneksel motiflerle üslenir. Dış süslemelerde “doğrama” desenlerinden biri kullanılır.

b.İç Süslemeler:

İç süslemeler yukarıda sözü edilen çadırların pencere kapaklarında, iç tentesinde, eteklerinde ve tenef’inde kullanılır.

1. İç tente: İç tentede  doğrama motiflerinden biri kullanılır. İç tentedeki motife “miçemiç” adı verilir. Miçemiç, bütün çadırı çepçevre kuşatır.

Pencere kapağı: Çadırın iç kısmına bakan pencere kapağında bitiş motiflerinden biri ile yürüyüş motifler(elma, armut…) kulanılır.

2. Etek motifi: Etekler birbirine dikili dikdörtgenlerden meydana gelmiştir. 12’li bir çadırda 12 dikdörtgen vardır. Bütün dilimler motiflidir. Saksı motifi ile başlayan desen, yürüyüş motifi ile devam eder ve bitiş motifi ile sona erer.

3. Kapı motifi: Eteklerden biri veya ikisi kapıyı meydana getirir. Bu nedenle etek motifi ile kapı motifi aynıdır.

4. Tavan(tenef) motifi: Tavan motifi tentenin biraz üzerinden başlar, yeter kadar yürüyüş motifi ile devam eder ve tepe tahtasına yakın yerde bitiş motifi ile sona erer.


[1] Tahsin Çadırcı ile 6 Temmuz 1987 tarihinde yapmış olduğumuz konuşma.

[2] Bezazlar 1987 yılında tamamen yıkıldı ve istimlak edildi.

[3] Hayat Ans. C:2, s.771

 4 Meydan Larousse, C:I, s.116

[5] Hayat Ans., C:2, s.771

[6] Osmanlı Çadır Sanatı, Prof.Dr.Taciser ONUK,  Ankara 1998,  s.1-2

[7] Kutlu Özen, Sivas Yöresinde Geleneksel Türk Çadırcılığı, Türk Folkloru Araştırmaları 1988/1’den ayrı basım. Ankara 1988, s.22

[8] Özen, a.g.m., s.26

[9] Özen, a.g.m, s.27

[10] Özen, a.g.m., s.28

[11] Özen, a.g.m., s.30

[12] Özen, a.g.m., s.31

[13] Özen, a.g.m., s.31