Sivas Yöresinde Çarıkcılık

Kutlu Özen

Çarık, kenarları kıvrılıp iki ucu dikilerek ham deriden yapılan bir köylü pabucudur. [1]Eski Türkçede “çaruk” olarak geçmektedir. H. Kazım, Büyük Türk Lügatı’nda çarığı “köylümüzün en yaygın ve en makbul ayakkabısı” olarak tanımlar.[2]

ÇARIĞIN TARİHİ GELİŞİMİ

Çarık, herkesçe bilinen biçimi ile daha çok Önasya’da oturan topluluklar tarafından kullanılan bir ayakkabı çeşidi olmuştur.

 Hitit kabartmalarında da görülen çarık, bu bölgede yaşayan eski ve yeni uluslar tarafından benimsenmiştir. Tarihin çok eski çağlarından beri Türkler, İranlılar, Kafkasya’da  oturan diğer uluslar tarafından bilinmektedir.

Çarık, coğrafi bakımdan Tanrıdağı(Tiyenşan), Ural-İdil bölgesi, Anadolu ve Kızıldeniz ile çevrili geniş alanlarda yaşayan çeşitli toplulukların ortak giyim eşyalarından birisidir.

Çarık kelimesi Türkçede Uygurlardan beri bilinmektedir. Bugün belli başlı Türk lehçelerinde de kullanılan bu kelime Macarcaya “saru”, Farsçaya “çaroğ” olarak geçmiştir. Kuzey Kafkasya Türkleri, çarık yerine “çabır” kelimesini kullanırlar.

Balkan Yarımadası’na  Türklerin aracılığı  ile giren çarık, Yunan, Arnavut ve Islav dillerinde az çok bozularak Türkçedeki adı ile yerleşmiş ve aynı ekonomik şartlardan ötürü geniş ölçüde kullanılmıştır. Çarık kelimesi Anadolu  lehçesinde “çaruk” olarak da  telaffuz edilir.[3]

SİVAS’TA ÇARIKÇILIK

Sivas, tarihin ilk çağlarından beri Anadolu’da medeniyet kuran devletlerin en önemli yerleşme merkezlerinden birisi olmuştur.  Mezopotamya, Hitit, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetlerine ait bir çok eserler tarihin ilk  çağlarından zamanımıza kadar ulaşabilmiştir.

1927 yılında Sivas çevresinde ilk çağlara ait tetkiklerde bulunan Şikağo Üniversitesinden Vonder Hosten bir çok höyük tespit etmiştir. Yine Prehistoryen Kılıç Kökten tarafından Kangal ve Hafik ilçeleri ile Zara ilçesinin Tötürge gölü civarındaki Çilhasan mevkiinde Kültepe ve aynı gölün batısında bulunan Tepecik höyükleri tespit edilmiştir. Bu kalıntılar Sivas yöresinde M.Ö. 2600 yılından itibaren Hitit kültür çağının başlamış olduğunu göstermektedir.

Bu cümleden olmak üzere Şarkışla ilçesinin Döllük köyünde bulunup  Ankara Arkeoloji Müzesi’nde teşhir edilen madenden yapılmış küçük Eti heykeli ile Gürün ve Şuğul vadisindeki yazılı kaya Hitit medeniyetinin daha belirli örneklerindendir.[4]

Bütün bu bilgiler Sivas yöresinde çarığın M.Ö. 2600 yılından beri bilindiği ve kullanılmış olduğunu belgelemektedir. Hitit kabartmalarında da görülen bu eski Anadolu ayakkabısı daha sonra Anadolu’nun her tarafına ve Balkanlara bu bölgeden yayılmıştır.

Binlerce yıldan beri bilinen ve  daha çok köylüler  tarafından giyilen çarık Cumhuriyet’in ilanından sonra yavaş yavaş terk edilmeye başlanmıştır. Lastik, plastik…vb. maddelerin sanayide kullanılmasıyla birlikte seri üretime geçilmiş, daha dayanıklı ayakkabı çeşitlerinin piyasaya sürülmesi çarıkçılığı öldürmüştür.

Kaynak şahısların sözlü ifadesine göre 1935 yılında Sivas il merkezinde 11 çarıkçı,36 yemenici, 33 kunduracı dükkanı bulunuyordu.[5]

1950 ve onu takip eden yıllarda bu sanatla uğraşan esnaf sayısı gittikçe azalmış ve 1967 yılında Çarıkçılar ve Nalıncılar Derneğine bağlı, 51 esnaf bulunmaktaydı.[6]

Sivas Belediyesi’nin 1966 istimlakinden sonra çarıkçı esnafı dükkansız kaldığından ve mali durumları da zayıf olduğundan bu mesleği terk etmeye başlamıştır. İstimlakten önce  Cumhuriyet Caddesinin Meydan Camiinin karşısına düşen bölümünde en az yirmi-otuz dükkan bulunduğu gibi Buğday Pazarı’nın bir bölümünde de yine çarıkçı dükkanları bulunuyordu. Derlemenin yapıldığı15 Temmuz 1982 tarihinde sakatçılar arkasında yalnız çarık yapan ve geçimini bu yolla temin eden Osman Çetinkaya’ya ait bir dükkan bulunmaktaydı.

Sivas merkezindeki çarıkçı esnafı ürettiği malları 1950 yılına kadar çeşitli illere göndermekteydi. Daha sonraki yıllarda talep azalınca merkeze bağlı köylerin taleplerini karşılamaya başlamıştır.

Sivas ilinde çarıkçılık denilince  akla ilk gelen isim Zara ilçesidir. “Sen haber ver paradan; çarık gelsin Zara’dan” sözü bunun için söylenmiştir. Zara’daki çarıkçı esnafı , çarığa yeni bir biçim ve form vermiştir. Bu makalemizde tanıtacağımız  “tokalı çarık” tamamen Zaralı ustaların buluşudur.[7]

Bir zamanlar Hafik ilçesi de önemli çarık üretim merkezlerinden biriydi.  Bugün(1984) de bu mesleği sürdüren birkaç usta bulunmaktadır. Divriği ilçesindeki köşker esnafı daha çok yemenicilikle uğraşmış, çarıkçılık ikinci planda kalmıştır.[8]

Çarıkçı ustaları:

Sivas merkezindeki çarıkçı esnafı da bünyesinde değerli ustalar yetiştirmiştir.  Sivas merkezindeki en meşhur usta 1952(82 yaşında) yılında ölen Çolak Halfe’dir. Küçük İbrahim, Kiziroğlu Ahmet, Çircioğlu Hacı Osman,  Mansuroğlu Hacıemmi, Huboğlu Duran, Kadıyolan Ahmet, Recep Ağa, Çayırağızlı Mehmet ve Halil  Ustalar, Kazım Çılgın Usta, Süleyman Emmi… Bunlardan Süleyman Emmi 1975 yılında çarıkçı esnafının son temsilcisi idi. Süleyman Emmi ünlü bir sanatkar olup bir ara da Çayırağzı’nda muhtarlık yapmıştır.[9]

Sivas’ta yapılan çarık çeşitleri:

Çarıkçılık mevsimlik bir sanattır. Geçimini sadece çarıkçılıkla sağlayan esnaf azdır. Bu sanatta çalışanlar haziran, temmuz ve ağustos aylarında çarık yaparlar; diğer aylarda ise nalıncılıkla uğraşırlardı.  Sivas ilinde takunya ve nalın yapan esnafa tıktıkçı denilmektedir.

İlkbahar mevsiminden başlayıp, hasat zamanının sona erdiği sonbahar mevsimine kadar giyilen çarık daha çok  Sivas’ın ova köylüleri tarafından tercih edilir. Geçimini yaylacılıkla temin eden dağ köyleri çarık yerine altı kalın gönden yapılmış ayakkabılar giyerler.  Divriği ilçesinde bu tip ayakkabılara “kaba yemeni” adı verilir. Çarık, tarla ziraatine daha müsait olduğu için bugün(1984) de kara sapanla  çiftçilik yapan köylüler tarafından giyilmektedir.

Sivas ilinde yapılan çarıkları  biçimine ve  kullanılan malzemeye göre iki bölümde inceleyebiliriz:

a.Biçimine göre çarıklar

1.Sırımlı çarık

2.Yoraklı çarık

3.Tokalı çarık/Zara çarığı

b.Malzemesine göre çarıklar

1.Ham çarık

2.Şebli çarık

BİÇİMİNE GÖRE ÇARIKLAR

1.Sırımlı çarık:

Sırımlı çarığa, “ham çarık, kara çarık, yoraksız çarık” gibi adlar da verilmektedir. “Dede burnu” adı verilen bir çarık çeşidi de yapı bakımından sırımlı çarığa çok benzer.

Sırımlı çarık bilinen en eski bir çarık çeşididir. Ucu yukarıya doğru kıvrık “Eti çarıkları” bu çeşidin bilinen en eski örneğidir. Yüzlerce yıl orijinalliğinden hiçbir şey kaybetmeden günümüze kadar ulaşmıştır. [10]

Sırımlı çarık çok basit bir yapıdadır. Bu yüzden yapılışında  hiçbir ustalık gerektirmez.  Ayak büyüklüğüne göre kesilen deriye sırım geçirilerek şekil verdirilir. Çanak biçimindeki bu ayakkabı sırım veya kıl ipler yardımıyla ayak bileklerine bağlanır.

Sırımlı çarığın yapımında genellikle işlenmemiş ham deri kullanılır. En makbul deri, manda derisidir.  Sığır gönünün yanı sıra  savaş ve kıtlık yıllarında fakir halk at, eşek…derisi de kullanmıştır.

Sırımlı çarığın yapımında Divriği köylüleri “zoğ” adı verilen bir ölçü kullanırlar. Zoğ, baş parmak ile serçe parmak arasındaki genişliğe verilen addır. Ortalama 14 cm.-18 cm. arasında değişen bir uzunluk ölçüsüdür.

Çarık yapılacak deri, yere gergince serildikten sonra boyun ve kuyruk hizasından geçen bir çizgi ile iki parçaya ayrılır. Bu çizginin sağından ve solundan birbirine eşit aralıkta ve paralel birer zoğluk şeritler halinde işaretlenir. Islak derinin işaretlenmesinde “çirpi” adı verilen ve kırmızı toprak boyaya batırılmış uzun bir kıl ip kullanılır. En iyi çarıklar sırt derisinden yapılır. Kenarlara gelen karın derisi ince olduğundan makbul değildir. Ufak parçalar halindeki bu ince karın derisine “tasak” adı verilir. Bu deri, delinen çarıkların yamalanmasında parça olarak kullanılır. Ayrıca uygun yerlerinden sırım çıkarılır; küçük çocuklara çarık yapılır.

Sırımlı çarıkta kalıp kullanılmadığı için müşterinin ayağı ölçü olarak kullanılır. Gön buna göre dikdörtgen şeklindeki parçalar halinde kesilir. Ayak tabanının yanlarından 3-4 cm. lik pay bırakılır.

Çarık için kesilen dikdörtgen şeklindeki deri burun kısmında bir üçgen getirecek şekilde katlanır ve sırımla dikilir. Daha sonra bir sivri aletle, eşit aralıklarla delinmiş olan deri, sırım geçirilerek dikilir. Çarık kenarını çevreleyen sırım burundan topuğa doğru çekilince, gön toplanıp ayağa giyilecek bir şekil alır.  Daha sonra kenarlara takılan iplerle çarık ayak bileklerine bağlanır. Çarık bağlarının sırımdan olması şart değildir.

Sırımlı çarık kalıpsız olduğu için ayak içinde döner. Sık sık ayak tabanı üste çıkar. Köylüler bu yüzden  çarık içinde ayaklarını oynatamazlar. Serçe gibi seke seke gayet dikkatli yürürler. Bazı yaşlı köylülerin bugün(1984) bile yemeni ve kundura gibi ayakkabılarla seke seke yürümesi  çarık giydikleri yıllara ait bir alışkanlığın devamıdır.

Sırımlı çarık yağışsız ve sıcak havalarda giyilmez. İlkbahar ve sonbahar gibi yağışlı mevsimlerde giyilir. Yaz mevsiminde giyilecekse sık sık ıslatmak gerekir. “Güneş gönü, gön de ayağı sıkar” sözü çarığın bu özelliğini belirtmek için kullanılmıştır.

Sırımlı çarığa derisinin özelliğinden dolayı “kara çarık” da denilmektedir. İç Anadolu’daki yerli sığırların derileri genellikle siyah olduğu için, yapılan çarıklar da kara çarık adını almıştır.

Çarık mutlaka çorapla giyilir. Kış aylarında ayağı sıcak tutması için kıl çorap tercih edilir. Diğer mevsimlerde yün çorap tercih edilir. Ayrıca çorabın üzerine “dolak” denilen yün bir örgü sarılır.

Sırımlı   çarık daha çok fakir köylüler tarafından giyilmiştir. Lastik ayakkabıların çıkmasından önce çiftçiler tarafından yüzlerce yıl kullanılmıştır. Çift sürerken çamurun ayağa yapışmasını önleyen çarık, derisinin inceliğine rağmen su geçirmez.

Çarığın geniş ölçüde kullanıldığı yıllarda manifatura işi mal satan dükkanlarda ayrıca işlenmiş deri de satılırdı. Köylüler şaplanmış derileri ayak ölçülerine göre alıp çarık dikerlerdi. Sırımlı çarığın yapımında ham deri kullanıldığı gibi ayağı rahat tutması için  işlenmiş deri de kullanılırdı. [11].

Dede burnu çarık:

Bu çarık, sırımlı çarık gibidir. Sığırların ön ayaklarındaki şişkin kısım burun olarak kullanılır. Geriye kalan kısım sırımla çevrilir. Her sığır derisinden ancak bir çift çarık yapılır. Giyimi, sırımlı çarığa göre daha rahattır.[12]

Derinin işlenmesi:

Divriği köylerinde ham deri şöyle işlenmektedir: “Sığır derisi ayran içerisinde kokuşmaya bırakılır. Havanın sıcaklığına göre, bir hafta içinde kokuşan deri tekneden çıkarılır. Tüyleri bıçağın sırtı ile kazınır veya elle yolunur. Su ile yıkandıktan sonra bu kez de şap ve tuz karışımı bir suyun içinde birkaç gün bekletilir.  Tekneden çıkan deri, ya taşa vurularak veya “tokaç” adı verilen ağaç tokmaklarla döğülerek yumuşatılır. Daha sonra bezir yağı ile yağlanır. Daha sonra deri zoğlanır/parçalar halinde kesilir. Bir deriden ortalama üç dört çift sırımlı çarık yapılır”. [13]

Gelenek:

Divriği’nin Yağbasan köyünde çoban veya sığırtmaç işe alınmadan önce bir sınava tabi tutulurdu. Önceden çobanın çarığına küçük bir taş parçası konulur, çarığı bağlayıp giymesi istenirdi. Taşın farkında olmayan çoban bir müddet dolaştırılır, eğer ayağındaki taşı çıkarıp çarığı yeniden bağlarsa işe alınırdı. Çünkü çarığın çıkarılıp yeniden giyilmesi külfetli bir işti.[14] Köylüler sabahleyin çarığı bağlarlar ve ancak akşamleyin yatağa girerken ayaklarını çıkarırlardı.

Bugün(1984) sırımlı çarık tamamen unutulmuştur.  Alan çalışması için gittiğim köylerde bilgi edinmek için bir tek çarık örneği bulamadım. Arşiv için kaynak şahıslara yaptırdım.

2.Yoraklı çarık:

Yemeni ile rekabet edemeyen çarıkçı  esnafı, çarığa “yorak” adı verilen bir küçük parça ilave etmiştir.

Yoraklı çarıkta işlenmiş manda veya sığır derisi kullanılır. Çarığın kenarları yine sırımlı çarıkta olduğu gibi  sırımla işlenmiştir. Ayak ucuna gelen kısımdaki saya(yani yorak), ayağı rahat ettirir. Bu bakımdan sırımlı çarığa göre daha rahat giyimi vardır.

Yoraklı çarık, yemeniye rekabet edemediği için varlığını kısa bir zaman için sürdürmüş ve daha sonra unutulup gitmiştir. Arşivimdeki yoraklı çarık örneği bir rastlantı sonucu elde edilebilmiştir.

Yapımı:

Sırımlı çarığın tek parçadan yapılmasına karşılık, yoraklı çarık iki parçadan yapılmaktadır. Bunlardan ilki taban diğeri yoraktır.

Taban: Ayak tabanını meydana  getiren parçadır. İşlenmiş sığır veya manda derisinden yapılır. Deri/gön, işlenirken şap kullanılır. Derinin kimyasal işlemine “iyleme” denir. İylenmiş deri, çeşitli kalıplara göre kesilir. Kesilen bu parçalar, çarığın tabanını ve yanlarını meydana  getirir. Yoraklı çarığın yapımında sağsız-solsuz eski kalıplar kullanılır. Bu kalıplar yemenici esnafının kullanmış olduğu kalıpların aynısıdır. Ayak ölçüleri “endeze” adı verilen ölçülere göre alınır, gön üzerine çizilir ve kesilir.

Yorak: Yemenide ayağın üst kısmına gelen saya neyse, çarıkta da yorak odur. Yorak için değişik malzemeler kullanılmakla birlikte daha çok meşin, veya vakete, glesse cinsi işlenmiş deri kullanılır. Derilerde hakim renk siyah  veya kırmızıdır. Derinin şekillenmesinde yorak endezesi kullanılır. Dere bu endezeye/kalıba göre kesilir.

Sırımlı çarık belli bir ustalık istemediği halde, yoraklı çarık ustalık ister. Bu nedenle çarıkçılar tarafından yapılır. Islatılan taban gönü, yorak ile beraber tersten dikilir, daha sonra ters yüz edilir. Yoraklı çarıkta bazen kenar pervazı vardır. Çoğu kez de kenarlar sırımla çevrilir.

Divriği esnafı 1940’lı yıllarda lastik çarık adı verilen bir çeşit yoraklı çarık yapmıştır. Şekil olarak yoraklı çarığa benzer, yalnız tabanda gön yerine kamyon lastiği kullanılmıştır. Bu çeşit çarıklar daha çok çobanlar tarafından giyilmiştir.[15]

3.Tokalı çarık/Zara Çarığı:

Bu çarık halk arasında daha çok “Zara çarığı, Sivas çarığı” olarak bilinir. Çok zarif görünüşlü, iskarpin biçimli bir çarık çeşididir. İşlenmiş manda derisinden kalıp kullanılarak yapıldığı için rahat bir giyimi vardır. Son zamanlarda turistik amaçlarla çok renkli, gayet güzel  çarıklar yapılmaya başlanmıştır.

Tokalı çarığın Zaralı çarıkçı ustaları tarafından geliştirilip biçimlendirildiği söylenmektedir. 1931 yılında Divriği Yağbasan köyünde alan çalışması yapan öğretmen Halil Sami(Özen), yörenin giyim kuşamı hakkında bilgi verirken “köylü, kara çarık ve şebli/yoraklı çarık kullanmaktadır” diyerek iki çarık modelinden bahsetmektedir. Zaten kaynak şahıslar da  Zara çarığının 1930’lardan sonra yapılmaya başladığını ifade etmektedirler. Tokalı çarık modeli çok beğenilip tutulduğu için  Hafik ve Sivaslı ustalar da tokalı çarık yapmaya başlamışlardır.[16]

Tokalı çarık, zengin köy eşrafının giymiş olduğu bir çarık modelidir. Şehirde iskarpin ne ise , köyde de tokalı çarık odur  Bugün bile(1984)  köylerde-özellikle Zara köylerinde- tokalı çarık diğer ayakkabı çeşitlerine tercih edilmektedir. Düğünlerde damat ve sağdıç tokalı zara çarığı giymektedir.[17]

1950’li 60’lı yılar Zara’da çarıkçılığın en parlak dönemidir. Adnan Mahiroğulları’nın verdiği bilgiye göre ellili yıllardan önce çiftçiler kendi diktikleri sırımlı çarığı giyerlerdi. Köylünün alım gücü arttıkça tokalı çarık giymek adet olmuştur.  O yıllarda çarıkçılık  ilçe ekonomisinin önemli bir iş kolu olduğu gibi, yöre kültürünün de vazgeçilmez unsurudur.         Çarıkçı dükkanları genelde Hamdi Efendigil’in       hanı civarında toplanmıştı. Eski Çarşı yıkılınca, dükkanların bir kısmı Eski Cezaevi Sokağına taşınmıştır.

Çarık, ayakkabı olarak kullanılmasının yanı sıra  folklorumuzda, halk oyunlarında da kullanılan bir aksesuardır. Kadın ve erkek oyuncular, ayakkabı  olarak çarık giyerler. Sadece halk oyunlarında değil, düğün öncesi “nişanlı görme” adetlerinde de süslü, özel yaptırılmış “gelin çarığı” oğlan evinden kız evine  götürülen adetlerden biridir.[18]

Zara’daki  çarıkçı esnafı:

Dostarlar’ın Mehmet Ali(Ünal) Usta, Murtaza ve oğlu Osman Usta, Mustafa(Seyhan) Usta,  Cencinli Adıgüzel Usta, Mor Ali Usta, Kambur Osman Usta,  Nişan Usta ve Ahrun Usta, Mürşit Usta,  Ostik Osman Usta,  Kümbetli Mustafa Usta, Mehmet Usta,  Kümbetli Abdurrahman Usta, Kümbetli A.Gafur Usta, Kınacıların Sabri ve Mustafa Usta, Kınacıların Niyazi Usta, Kınacıların Kadir Usta,  Cencinli Ahmet Usta, Hüseyin(Alkan)  Usta, Eğnirli Zekeriya ve Sabit Usta,  Kamil Usta ve oğlu Baki(Ay) Usta,  Mehmet(Zaralı) Usta, Rasim(Ünal) Usta, Devekseli Ali(Selçuk) Usta, Manculo Ahmet Usta,  Yusuf(Güler) Usta,  Cemal(Seyhan) Usta, Hüseyin(Yonucu) Usta, Raşollu Hüseyin ve Mehmet Aydın, Şevki(Binbir) Usta, Ağcan Usta.

Günümüzde(2001) Zara çarığı yapan tek usta kalmıştır.  Bu da Zara ilçesindeki Kadir çınardır.[19]  Bir zamanlar ilçe kaymakamlarının bile yazları giydiği “süslü çarıklar” şimdilerde süs unsuru olarak duvarlarımızı süslemektedir. Sözü edilen kaymakam  Mukadder Öztekin’dir.[20]

Yapımı:

 Tokalı çarık biçim olarak şebli/yoraklı çarığa benzer. Aradaki fark sonradan ökçeye ilave edilen tokadan ileri gelmektedir. Yoraklı çarıkta kullanılan kalıp ve malzemeler tokalı çarıkta da kullanılır.

Bölümleri:

Taban: Manda gönünden yapılır. İşlenmiş manda gönü endeze ile ayak büyüklüğüne göre kesilir.

Yorak: Ayağın ön, üst tarafına gelen parçadır. Çarığın burun kısmında yer alır. Meşin, vakete, glasse cinsi deri kullanılır. Ayrıca yorak üzerinde çeşitli delikler açılarak ayağın terlemesi önlenir. Son zamanlarda turistik amaçlarla yorak renkli derilerden ve süslemeli olarak yapılmaya başlanmıştır.

Sızı: Yorak ile gön arasındaki renkli, ince meşin şerittir.

Burun: Çarığın ön tarafındaki yukarıya kalkık sivri kısımdır.

Topuk: Ayağın topuğa gelen kısmıdır.

Son: Yoraklı çarığa eklenen ve ayağın topuklarını saran ilave parçadır. Meşinden yapılır.

Toka-kayış: Son adı verilen parçaya eklenen ve ayağı bilekten sıkan kayıştır. Sert durması için köseleden yapılır.

Tokalı çarık halen(1984 yılı)  Sivas merkezinde700-1500 Tl. arasında değişen bir fiyatla satılmaktadır. Halk oyunu ekipleri ve turistler için yapılan çarıklar ise biraz daha süslü olduğu için ve işçilik gerektirdiğinden 2000 Tl. ile 2400 Tl. arasında değişen bir fiyatla satılmaktadır.

Bugün çarık denilince akla “tokalı Zara çarığı” gelmektedir. Sözünü ettiğimiz sırımlı ve şebli/yoraklı çarık artık giyilmemektedir. Tokalı çarık her mevsimde giyilebilen bir çarık çeşididir.[21]

Malzemesine göre çarık çeşitleri:

Çarık yapımında iki çeşit deri kullanılmıştır. Bunlardan birincisi işlenmemiş ham deri, diğeri de işlenmiş deridir. Bu nedenle malzemesine göre çarık çeşitlerini iki bölümde inceleyebiliriz.

Ham çarık: Genellikle işlenmemiş ham deriden yapılan çarıklara ham çarık denir. Bu nedenle sırımlı çarık, kara çarık, kıllı çarık… ham çarık olarak adlandırılır.

Şebli çarık: Manda gönünün, bunun yanı sıra sığır gönünün şapla işlenmesi ile elde edilen deriden yapılan çarıklara şaplı çarık denilmektedir. Yoraklı çarık ve Zara çarığı işlenmiş deriden yapılmıştır. Bu nedenle yoraklı ve tokalı çarıklara şebli çarık denilmektedir.

Kalıp çeşitleri:

Yoraklı ve tokalı çarıkta kullanılan kalıplar her iki ayağa giyilebilecek şekilde sağsız ve solsuzdur. Çarık kalıpları genellikle elma ve benzeri sert ağaçlardan yapılır. Sivas esnafının kullanmış olduğu kalıp çeşitleri şunlardır:

1.Baş batal: En büyük kalıptır. 46-47 numara.

2.Batal: Büyük kalıp: 44-45 numara.

3.Çeke batal: 41-42 numara.

4.Ulu orta: 40 numara.

5.Orta: 39 numara.

6.Zenne: Kadın ve büyük çocuklar için, 36-38 numara.

7.Çocuk kalıpları:[22]

Kelimeler/terimler

Endeze: Gön veya saya, endeze adı verilen karton vb. şeylerden yapılmış kalıplara göre kesilir. Bu kalıplara endeze denilir.

Glesse: Sığır ve dana derisinden yapılır. Daha ince ve gösterişlidir. Yemeni yüzünde kullanılır.

Gön: Daha çok manda derisinin işlenmesi ile elde edilir. Kalın ve çok dayanıklıdır.

Kösele: Sığır derisinin işlenmesi ile elde edilir. Tokalı çarık yapımında toka kısmı köseleden yapılır.

Meşin: Çok hafif ve ince bir deri çeşididir.

Sahtiyan: Keçi derisinin işlenmesi ile elde edilir. Renkli olanlarına elvan adı verilir.

Vakete: Sığır ve dana derisinin işlenmesi ile yapılır. Köylü yemenilerinde ve çarık yüzünde/yor, daha çok vakete kullanılır.


[1] Meydan Larousse, C: 3,  s. 146

[2] R. Ekrem Koçu, Türk Giyim Kuşam ve Süslenme Sözlüğü, Sumerbank Kültür Yayınları, Ankara 1967, s.64.

[3] Türk Ans., C:XI, Çarık mad., s.382

[4] Sivas 1973 İl Yıllığı , s.5

[5] M.Fahreddin Başel, Sivas Bülteni, Kamil Kitap ve Basımevi, Sivas 1935, s.208-209

[6] Sivas İl Yıllığı,  1967 s.214-215

[7] Mithat Taşkıran, Yemenici, Sivas 1340 doğumlu.

[8] Hasan Pişman, Emekli vergi memuru, Divriği 1918 doğumlu.

[9]  Osman Çetinkaya, Çarıkçı ustası, Sivas 1930, Sivas  7 Ocak 1983, tarihli derlememiz.

[10] Meydan Larousse, C: 3,  s. 146

[11] .Meryem Özer, Divriği-Olukman köyü 1928; Hıdır Özer, Divriği-Olukman köyü 1918; Hasan Döne, Emekli öğretmen, Divriği-Murmana köyü 1928.

[12] Türk Ans. C:XI, s. 382

[13] Hıdır Özer.

[14] Halil Sami Özen’in Divriği Yağbasan köyündeki 1931 yılına ait derleme notları.

[15] Hasan Pişman, Emekli vergi memuru, Divriği 1918 doğumlu.

[16] . Mithat Taşkıran, Osman Çetinkaya

[17] İ.Hakkı Acar, Zara Folkloru,  Sivas 1975, s..18

[18] Adnan Mahiroğulları, Dünden Bugüne ZARA(2. baskı), Sivas 1996, s. 99

[19] Zara Kültür Dergisi/2001, Yakup Kadri Bozalioğlu’nun verdiği bilgi. S.101

[20] Adnan Mahiroğulları, Dünden Bugüne ZARA(2. baskı), Sivas 1996, s. 99

[21] Mithat Taşkıran, Osman Çetinkaya

[22] Mithat Taşkıran, Osman Çetinkaya