Yazar Kutlu ÖZEN
DİVRİĞİ YÖRESİNDEKİ ALEVİ-BEKTAŞİ TÜRK TOPLUMUNDA TOPRAK KÜL TÜ (CÖHER)

 

 

                                                                                                                                                   KUTLU ÖZEN

            Giriş:Bu araştırma,eski Türk inançları konusunda çalışma yapan değerli Türk bilim adamlarına materyal vermek amacıyla hazırlanmıştır.

            Bilindiği gibi İslami devirden önceki Türklerin dini hakkındaki çalışmalar 19.yy. Rus alimi W.Radloffile başlamıştır.bizde ise eski Türk dini üzerindeki çalışmalar, Osmanlı İmparatoluğu’nun son zamanlarındaki Türkçülük akımı ile başlamış.ilk defa ziya Gökalp bu konuda araştırmalar yapmıştır.ondan sonra eski Türk dini üzerindeki çalışmalar devam etmiş, özellikle Prof.dr.m.Fuat Köprülü.Anadolu din tarihi ile ilgili çalışmaları dolayısıyla Şamanizm’e ağırlık vermiş, anadolu daki heteredoks zümrelerde sürekli olarak bunun izlerini göstermek istemiştir.(1) Bunu prof.dr.Abdulkadir İnan , prof.dr.H.Ziya Ülken ve prof .dr. Mehmet Eröz ile doç.dr.Ahmet Yaşar Ocak değerli araştırmalar yapmışlardır.

              Yukarıda adlarını zikrettiğim değerli bilim adamları ile yine bu konuda mütevazi araştırmalar yapan diğer araştırmacılar .Türklerdeki dağ ve tepe ,taş ve kaya , ağaç ve orman ,yer ve su kültü üzerinde durdukları halde ,toprak kültü üzerinde hemen hiç durmamışlardır.(2)Halbuki bugün Anadolu’daki Alevi-Bektaşi Türk toplumlarında topak kültü en canlı bir biçimde yaşamaktadır.

               Toprak anasır-ı Erbaa dediğimiz dört unsurdan birisidir.Yani Allah .insanları bu dört unsurdan yaratmıştır ;dolayısıyla insanlar bu unsurların özelliklerini taşırlar.(3)İnanışa göre : ağabeydler denilen şeriat ehli , yelden yaratılmıştır. Marifet ehli olan arifler.sudan ;zahidler tarikat ehli olup oddan ve sonuncuları teşkil eden bu anasır (unsurlar) telakkisinin , bizzat Hacı Bektaşi Veli’nin yazdığı Makalat’da da kuvvetle işlendiği görülmektedir(5)

               Tarih kaynakları dört unsur inancının İslamiyet’e girmeden çok önce eski Türklerde tanındığını gösteriyor. Bizans imparatoru Maurice namına Batı Göktürklerine giden elçilik heyetinde bulunan Theophilacte Simocatta’nın Türkler, ateşe fevkalade bir kutsiyet izafe ediyorlar; aynı şekilde  hava ve suyu takdis edip, toprağa büyük önem veriyorlar şeklindeki ifadeleri, batı Göktürklerinde dört unsur inancının kesin bir belgesi olarak kabul edilebilir .(6)

                Batı Göktürklerinin dışındaki Türker’de de bazen toprak ,su, ateş , ağaç şeklinde dörtlü ;bezende toprak ,su,ateş,ağaç ve demir ;veya toprak,su ,ateş ,ağaç ve rüzgar şeklinde değişen bir beşli unsur telakkisinin mevcut olduğu görülmektedir.

                Divriği yöresinde toprağa CÖHER denilmektedir.Cöher , arapca bir kelime olan cevherden gelmektedir. Yaratılış bir şeyin özü ,mayası anlamındadır.Toprakta yaratılıştaki dört unsurdan biridir;kutsallığı burudan gelmektedir.

                Eski Türkler , tabiatta mevcut hemen her varlıkta mahiyeti kavranmayan gizli bir takım güçler bulunduğunu düşünüyorlar, bu sebeple dağ ,tepe ,taş,kaya,ağaç veya su gibi nesneleri canlı kabul ediyorlardı.(8) Bu inanış bugün de Alevi-Bektaşi Türk toplumlarında  maksadıyla gidilen her türlü kutsal yer anlamında kullanılmaktadır. Ziyaret edildiği zaman ermiş kişilere ait her türlü türbe ve mezarlar ve yine kutsallığına inanılan karlı dağ tepeleri ,yalçın kayalar ,su gözeleri , ulu ağaçlar ve koruluklar akla gelmelidir. Nitekim her yıl ilkbahar ve sonbahar mevsimlerinde Alevilerce ziyaret edilen yerler bu niteliktedir. Beydığın ,Fidan baba ,Eğerli,Katerli  baba ziyaretleri o yöredeki belli başlı dağlardır. Dağlara kişilik verilmiştir. Yine Abdal Musa koruluğu ,Çam Evliyası , Çoban korkutan ,Huykesen adlarını alan ziyaretler birer ulu ağaçtan başka bir şey değildir. Meztek ve Hızır pınarı her yıl ziyaret edilen kutsal su gözeleridir.ayrıca alevi dedelerinin,Bektaşi çelebilerinin Divriği köylerini ziyaretleri sırasında oturup dinlendikleri yerlerde ziyaretad yari olarak kutsallık kazanmışlardır.Bu şekildeki yerlere çevrede DÜŞEK,DEDE DÜŞEĞİ,EFENDİMİZİN DÜŞEĞİ(Hacı Bektaşi tekkesinden gelen çelebiler için kullanılır.)adlarıyla tanınır.bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.(9)İşte cöher adı verilen toprak bu kutsal yerlerden alınır. Çünkü o belgeler nüfuzludur. Zamanında erenler, dedeler, çelebiler tarafından veya ruhlar tarafından kutsanmıştır. Nitekim yörede önemli bir ziyaret yeri olan KOCA HAYDAR ziyareti için şöyle bir efsane anlatılır:

                 Bağdat seferi’ne giden 4.Murat .Koca Haydar’a uğrar.Bir ermiş kişi olan Koca Haydar ,dağda geyikleri ile yaşamaktadır.4.Murat kendisine hizmet etmesi için Koca Haydar’a bir cariye bağışlar.

                 Koca Haydar ,gıda olarak geyik sütü içermiş.Akşam olunca her zaman olduğu gibi geyikler yaylımdan inip ,sağılmak için Koca Haydar’ın yanına gelirler

                  Cariye geyikleri sağar. Ama bugüne kadar Koca Haydar’a sağılan geyikler ,kendilerini sağanın yabancı bir kimse olduğunu anlayınca kaptaki sütü ayaklarını vurarak devirirler.Koca Haydar olan bitenleri uzaktan sessizce seyretmektedir. Ağır ağır yerinden kalkar ,sütün döküldüğü yere gelir; mübarek parmağı ile sütün döküldüğü teri karıştırır. Toprak ,cöher olur. Bugün türbenin az ilerisinden çıkarılan cöherin yukarıdaki olayla meydana geldiğine inanılmaktadır.

                  Ziyaret yerlerinde cöherin alınacağı belli yerler vardır. Buralara cöherlik denir. Eğer bu, yörede tanınmış .mezar veya türbe sahibi bir kimse ise ,sandukanın baş veya ayak tarafında açılmış bir deliğe kol sokulmak yolu ile olur. Bazen o kadar çok toprak alınır ki sonraki ziyaretçiler bir çay kaşığı toprak alabilmek için dakikalarca uğraşırlar. Bazen de o ziyaret adına ,çevrede kutsal tanınan bir mezar yerinden toprak getirilerek açılan çukura tekrar toprak konulur. Bazı ziyaretlerde,mesela :Anzağar’daki Gani baba ziyaretlerinde , mezar taşına oyulmuş çukurlar vardır.Buraya toprak konulur. Ziyaretçi, niyazını yaptıktan sonra buradan bir parça toprak alarak yer. Divriği köylerindeki dede mezarlarında da bu şekilde yapılmış cöherlikler vardır. Mesela: Divriği Yağ basan köyündeki Fındık Dede’ye ait mezar taşı bu şekilde yapılmıştır.

                  Cöher,çeşitli maksatlarla yenir.Hasta olanlar çoğu kez suya katarak içerler veya ufak miktar yerler.Her türlü çıban(yara) nın üzerine çamur kıvamında sürerler.Çocuğu olmayan kadınlar bir miktar yerler;çocukları olunca da doğan çocuklarına muska yapar göz değmesin diye bu topraktan korlar.Tarlaya ilk tohum ekilirken ,tohumluk buğdayın içine katılır..bereketli olsun diye ambara bir miktar korlar.Yılan vurmalarında çamur kıvamına getirilen cöher sarılır.Koç katımı sırasında hayvanların suyuna katılır ki döl tutsun ,hayvan düşük yapmasın.Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz.

                   Alan çalışmalarımın sırasında cöher adı verilen topraktan ben de yedim. Yörenin jeolojik özelliği, çöher adı verilen yoprak,killi topraktır.dün olduğu gibi bugün de yörenin inancında büyük bir yeri vardır,bundan sonra da var olacaktır.

                   Dipnotlar ve kaynakça:

                   1.Ahmet Yaşar Ocak,Bektaşi Menakıbnamelerinde İslam Öncesi İnanç Motifleri.İst-1983, s:21

                   2.A.Y. Ocak, a,g,e ,s:70-94 ve Doç.Dr.Mehmet Eröz , Türkiye’de Alevilik-Bektaşilik.İst-1977,s:362-393

                   3.A.Y Ocak ,a,g,e  s:181

 

                  4.A.Y Ocak ,a,g,e  s:182

                  5. A.Y Ocak ,a,g,e  s:183

                  6. A.Y Ocak ,a,g,e  s:184

                  7. A.Y Ocak ,a,g,e  s:185

                  8. A.Y Ocak ,a,g,e  s:28

                  9.Kutlu Özen.Divriği Yöresinde Ziyaretler Yoluyla Çocuk Sahibi Olma İnancı ve Diğer Uygulamalar ,Türk Forklörü ,Sayı:18 Ocak 1981.s:22-27

                   Kutlu Özen ,Divriği Köylerinde mevsimlik Toplu Törenler ,Türk Folkloru,Sayı 27.Ekim 1981 ve sayı: 28, Kasım 1981 s:22-27 ve s:13-18

                      Not: Nüfuz kelimesi nefes’ten geliyor. Bir dede veya çelebi yöredeki bir tabiat parçasına veya bir yiyecek maddesine okuyup üfler. o varlık veya o şey kutsallık kazanır. Bazen da çocuk sahibi olmayan kadına üfler; doğan çocuk ,nefes çocuğudur.Yörede böylesi çocuklara falanca dedenin nüfuzlanması veya nazarlanması denir.Divriği yöresindeki kutsal alanların çevresinden toprak alınıp yenir.Cöher alınacak yer bellidir,çünkü toprak alınarak çukurlaşmıştır

 

 

                                                                                             Yazıyı Worde yazan  BÜNYAMİN GÜLER

                                                                            

 

 

 

 

                                                                      

Bu sitenin tüm hakları Yazar Kutlu ÖZEN' e aittir.Tecer Bilisim
© 2009 -yönetici girişi-