Yazar Kutlu ÖZEN
Divriği Yağbasan Köyü
Yağbasan köyü, 01.04.1930

Halil Sami (ÖZEN)

 

a. Muhit/Yer:

Burası çok eski bir köy olup  eski adi “Hargin”dir. Sekiz yüz tarihlerinde “Yaği-Basan” manasında(anlamında) bir Türk kabilesi yerleşiyor. Kabile reisinin adına izafeten Yağbasan deniliyor. 50-60 sene evvel Kars’tan  gelme 5-6 evden başkası yerlidir.

Oldukça büyük olan bu köyde evvelce bir cami olduğu kesin olarak biliniyorsa da şimdi binadan eser kalmamıştır.  Ayni zamanda Kars’tan gelen  dedeler de köhne saltanattan(padişahlıktan) faydalanarak ahaliyi tamamen Bektaşi yapmışlardır.

Yağbasan, Divriği’nin garbinde(batısında), Sincan nahiyesine merbuttur(bağlıdır). 

 

1. Yağbasan hududu:

Şarkta Sarpan köyü, çay; garpte İgdir, İmirhan köyleri, şimalde Tepehan, Ateş-Ali köyleri, , cenupta çay olup 50 haneli bir köydür.

Bu köyde su meselesi(sorunu) da çok mühimdir(önemlidir). Susuzluk yüzünden mahsul az geliyor.  Derelerden kaynayan tatlı sular da içme sularını teşkil ediyor(meydana getiriyor). Köy içinde bulunan pınar da acemi ustalar elinde kaldığından evvelki akıntısını tamamen yitirmiştir.

 

2. Köylülerin arazilerine verdikleri adlar

 

 Dokuz Dönek, Eyüp Ağanın Düzü, Ali Ürük, Kepirli, Kamışlı, Nevruzlu, Kel Bekir, Çayın Tarlaları, Bitli Yurt, Tut, Kumlu Yurt, , Söğütlü, Heycek, Hasan Dedenin Ağılı, Kanlı Güney, Gök Tepe, Küsme, Arduç Tepe, Sancak, Ali Abbas, Tötük, Yörük Musa, Tömbül Tepe, Tozlu Yurt, Kilise Puvarı, Dokuzlama, Pöhrekli,  Kara Ağaç, Kürünlü, Onbaşı,  Acı Göz, Gün Tepe, Cır Cır, Baharözü, Elmalı, Delikli Kaya,  Acı Sulak, Köle Süleyman, Sığır Eğleği, Tavşan Yatağı, Kebap Puvarı, Ocaklı, Erik, Pir Ahmet, At Vurulan, Muru, Haydar Koca, Boz Tepe, Yan Ağılı, Haymantar, Kesdoğlu, Tatlı Pınar, Kıllı Alinin Koçu, Acı, Bağ Armudu, Ahmet Şeyh, Kürdün Yurdu, Hacov, Fındıklı...

Dokuz Dönek: Görünüşte yakın, hakikatte uzak ve bir takım dönekleri olduğundan bu ad verilmiştir.

Ali Ürük: Bu namda bir adamın o  mevkide  tarlası olduğundan.

Kamışlı: O havalide fazla kamış olduğundan

Çayın Tarlaları: Çaya yakın olduklarından

Göğ Tepe: Toprağının göğ olmasından

Küsme: Küsme adındaki ziyaret yeri

Cadde: Şose üzerinde olan tarlalar

Bağ Armudu: Arazi içinde tatlı bir armut olduğundan

Kürdün Yurdu: Bu arazilerin aşiretlere yakın olmasından

Köylünün diğer arazileri hakkındaki rivayetleri de hep bu tarzda uydurma bir şeyler olduğundan hepsini yazmaktan vazgeçtim.

 

3. Yollar:

 Şimdiye kadar bu köyün yolları da ihmal edilmiştir.  Civarlarındaki köylere, kasabaya kağnıların geçecekleri nispette dar ve intizamsız yollar yapılmışsa da  Cumhuriyet hükümetimizin vazifeşinas(görevine düşkün) memurları bu yolların  ıslahı için son gayretlerini sarf ediyorlar.

 

4. Dereler:

Yağbasan’ın dereleri:  Köyün 10-15 dakika şimalinden(   ) başlayarak cenuba(   ) doğru bir saat uzayarak çaya dökülürler. Çamaşır, Sancak, Kırkgöz dereleri köyün şarkında(  ), Kaçak, Dut, Körpınar dereleri garbindedir(  ).

 

            5.Ağıllar:

 

Bu muhitte davar az olduğu için yaylalara çıkmazlar. Kış aylarında keçilerini köyün şimal-i garbisinde(           ) bulunan baltalıklarda yapmış oldukları  küçük ağıllara götürerek  kış çıkıncaya kadar oralarda yayarlar.  Bu ağıllar adi taş parçalarından ve çamurdan yapılmıştır. En çok 50-60 davar alacak büyüklükte olan bu ağıllarda bir ocak ve ağaçlarla çevrilmiş yatak yeri vardır. Ekserisinde pencere yoktur; olanlar da küçüktür.

 

6. Ağıl bulunan baltalıklar şunlardır:

Söğütlü, Yanık Ağılı, Heycek, Hasan Dede... Bu arazi dahilinde(içinde) dağdan ziyade tepelere tesadüf ediliyor(rastlanıyor).Şarkında(   ) Kuş Tepesi, şimalinde(  ) Küsme ve Göğ tepeler, garbinde(  ) Ardıç tepeleri vardır.

 

b. Ziyaret ve Eğlence Yerleri:

 

Başlıca ziyaret yerleri: Küsme, Kaçak, Garip Ardıç’tır.  Bunlar hakkında edindiğim malumat(bilgi) şudur:

Hakiki(gerçek) adları köylülerce meçhul olan(bilinmeyen) erenlerden(dervişlerden) üç kardeş Yağbasan’a doğru  gelirlerken bir ardıcın altında oturuyorlar.Sonra aralarında kavga zuhur ediyor(başlıyor). İçlerinden bir tanesi  köyün şimaline doğru kaçıyor ve kaçtığı için o arazi “Kaçak” adını alıyor. Ortancıl kardeş küçük kardeşinin gaip olmasından(yitmesinden) dolayı  büyük kardeşine küsüp köyün şimalindeki tepede oturuyor.  İşte bu sebepten bu civardaki arazi de “Küsme” adını alıyor. Üçüncü yapa yalnız bir ardıcın altında kaldığı için  “Garip” namını alıyor.  Ardıca izafeten de o mıntıkaya “Garip Ardıç” deniliyor ve herkes bulunduğu yerlerde birer ağaç yetiştirerek kabirlerini gaip ediyorlar(mezarlarını gözle görünmez hale getiriyorlar).  Köylüler işte bu uydurma sizlere itikat ediyorlar(inanıyorlar).

 

1.Kaçak:

Epeyce uzayan bir tepenin altında berrak ve leziz bir su gözesi. Yanı başında asır dide(asırlık) bir söğüt ağacı. Bu ağacın bazı daları kuru. Bazı dalları yeşil... Karma karışık bir halde. Çok tuhaf ve tarifi müşkil(tanımlanması zor) bir manzara var. Köylüler bu ağaca mukaddes gözüyle baktıkları için kuruyan kısımlarını da timar etmezler(kesip ayıklamazlar). Hatta bir araba kadar kuruyup da dibine yuvarlanan kuru ağaçları bile yakmaktan havf ediyorlar(korkuyorlar) ve dibinde çürümeye bırakıyorlar. Fakat yeni yetişenler, hususile(özellikle) talebelerim(öğrencilerim) bu ihtiyar ağaca ehemmiyet(önem) vermiyorlar.

Köylüler dileklerinin kabulü için bu ağaca çiviler çakarlar, paçavralar bağlarlar. Niyaz(secde) ederler ve bu koca söğüdün sahibi addettikleri Kaçak’tan imdat(yardım) beklerler.

 

2. Küsme:

 Köye nazır(bakan)yüksek bir tepenin üzerinde “Küsme” tarafından dikilen 5-6 tane ardıç ağacı vardır. Birkaç mezar varsa da köylü kabirleridir.  Yağmur yağmadığı zamanlarda, ay ve güneş tutulmalarında, ekseriya(genellikle)  bayramlarda bütün köylü, herkes  kudreti nispetinde  bir şey pişirerek dedenin arkasından bu yokuşa tırmanırlar. Orada dede saz çalar, düvaz –imamlar(Bektaşi duaları/manzum) söyler. Köylüler de “Allah...Allah...” diye bağırırlar. Lokmacı(yemek dağıtan) getirdiklerini pay eder. Eğer yemek orada piştiyse herkes baş parmağıyla, ekmeklerle yuvarlamaya başlarlar(Baş parmakları ve saç ekmeği yardımıyla yemeklerini yerler). Herkes dağılır. Dedeler ve köyün ileri gelenleri, gelen lokmaların(yenilecek şeylerin) en nefisini yerler.

 

3. Garip Ardıç:

Bu ziyaret köyün alt başında yarım asırlık mesafededir.  Kar fazla yağıp da vaktinde kalkmazsa, ayakları yalın olmak üzere(yalınayak) bazı adamlar cenupta bulunan ziyarete doğru koşarak “Ya Garip Ardıç, bir kaba yel(güney rüzgarı) yolla!..” diye yalvarırlar.Aynı Küsme’ye gittikleri gibi  bu kerre(defa) de Garip Ardıç’a giderler.  Yeyip(yiyip) içme, saz-söz, Küsmedeki’nin eşidir.

Her tarafı kuru olan bu ağaç, rüzgarın tesiriyle birkaç sene evvel(1926) devrilmişse de, güya rüyalarına girerek  “Beni dikiniz!..” demiş. Köylüler de kazma-kürek bu koca alameti dikmişler.

Bu yazı Halil Sami Özen’in Divriği Yağbasan Köyü Folkloru adlı kitabından alınmıştır. Kitabın mevcudu yoktur. Kutlu Özen

Bu sitenin tüm hakları Yazar Kutlu ÖZEN' e aittir.Tecer Bilisim
© 2009 -yönetici girişi-