Yazar Kutlu ÖZEN
Alevi Bektaşi Tekke Edebiyatında Mürüvvetnameler

Alevi Bektaşi Tekke Edebiyatında

Mürüvvetnameler

 

Kutlu ÖZEN

 

 

Bektaşi Şiiri

Bektaşi Edebiyatı dediğimiz zümre edebiyatının kaynağı Yunus Emre ve Kaygusuz Abdal’dır. Bu, tasavvufa dayanan “Halk Edebiyatı”nın bir koludur. Bektaşi Edebiyatı muayyen bir zümrenin ürünü değildir. Bu edebiyatı meydana getiren şairler arasında Bektaşiler, Ahiler, Abdallar, Hurufiler, Haydariler, Kalenderiler” de vardır.

Bektaşi şairlerinin büyük bir kısmı hece vezniyle “Nefes, Devriye, Nutuk, Hikmet, Destan, Methiye” ler yazdıkları halde, aynı zamanda “Divan, Semai, Kalenderi” gibi sırf aruz vezniyle manzumeler de yazmışlardır. [1]

 

Mürüvvetnameler

 

Tebliğimizin konusu olan “Mürüvvetnameler” , Bektaşi şiiri içinde yer almaktadır.

Bugüne kadar Divan Edebiyatı’nda bir nazım türü olan “Tevhid ve Münacatlar” üzerinde yeterince durulduğu halde, tebliğimizin konusu olan “Mürüvvetnameler” üzerinde yeterince durulmamıştır.

Bilindiği gibi Tanrı’nın birliğini ve ululuğunu anlatan şiirlere tevhid, Tanrı’ya karşı yapılan yalvarış ve yakarışları anlatan şiirlere de münacat denir.[2]

Alevi-Bektaşi Tekke Edebiyatı’ndaki Mürevvetnameler, konu itibariyle yalnız Allah’a yalvarmakla kalmaz; başta Hz.Muhammed olmak üzere, Hz.Ali, Hz.Fatma, Hz.Hasan, Hz.Hüseyin’den de yardım ister. Bu halka daha da genişler, 12 İmamlar’ı, Kerbela Şehitlerini, içine alır.

Sivas-Divriği-Tokat kaynaklı cönklerde,  bu halkaya Selman_ı Farisi’nin, Hızır Peygamber’in, Kırklar’ın, Hacı Bektaş Veli’nin, Abdal Musa’nın, Sarı Saltuk’un, Seyyit Ali Sultan’ın, Kadıncık Ana’nın ve Balım Sultan’ın  da dahil edildiğini  görmekteyiz.

Mürüvvetnameler Anadolu Erenleri’ni de içine almaktadır. Gözcü Karaca Ahmet, Hıdır Abdal, Garip Musa, Hubyar Sultan, Yalıncak Sultan, Koca Haydar, Keçeci Baba, Şah Veli Dede, Şah İbrahim.... gibi şahsiyetler, XIII-XVI yüzıyıllar arasında yaşamış Anadolu erenleridir. Tekke şairleri bunlardan da yardım istemektedir.

 

  

Mürüvvetnamelerin Özellikleri

 

Mürüvvetnameler, Alevi-Bektaşi cemlerinin vaz geçilmez unsurlarıdır. Cem sırasında bunlardan en az biri veya bir kaçı saz eşliğinde okunur. Genellikle Allah, Muhammet, Ali üçlüsünden veya 12 İmamlar’dan günahlarının bağışlanması dilenir. Bu dilekler sırasında:

“Tövbe ya Rab günahımıza estağfirullah”

“Medet-mürvet yad eyleme sultanım”

“Hata ettim Hüda suçum bağışla”

“Yarabbi aç gönlüm gözüm”

“Benim gel geç günahımdan”

“Yargılamak Hak’tan yalvarmak benden”

“Allah medet, ya Muhammed, ya Ali”

“Medet mürvet dedim kapına durdum/yalvaranın kusuruna kalmıyor”

“Mürvetine geldim, kapına düştüm”

“Mürvet Şah-ı Merdan sana sığındım”

“Şah-ı Merdan Ali car sende kaldı”

“Şefaat umarık senden ya Ali^”

“Durup dara, gelirler ilticaya”

“Medet pirim imdat eyle talibe”

“Medet medet dedim, kapına geldim/Haticetü’l Kübra, Zehra sen yetiş”

“Versin muradımız İmam Hüseyin”

“Ali oğlu Celal Abbas gel yetiş”

“Selman’ın carına Merdan ulaştı”

”El aman mürvettir Mehdi Muhammed”

gibi sözler söylenir. Bu nedenle, özellikle Alevi cemlerinde okunan , bu yakarışlar, aman dilemeler, farklı bir yapı gösterir. Konu itibariyle nefeslerden, deyişlerden, düvaz-imamlardan ayrılır. Şiirde geçen “ Meded, mürvet, iltica, car...” gibi sözlerden dolayı bu tip şiirlere “Meded-mürvet, intica/iltica, car, ricaname, delil” gibi adlar verilir.

Mürüvvetnameler hece ölçüsüsüyle, koşma biçiminde yazılır. Aruz vezniyle yazılmış olanları pek azdır.

Prof.Dr. Abdurrahman Güzel, “Bektaşilik ve Bektaşi Şiiri” adlı makalesinde Medet-Mürüvvetnameleri, “İstimdad” başlığı altında ele almıştır. İstimdad’ı “Hz.Ali, Bektaşi şiirinde günahların affedicisi olarak  da yer alır. Bektaşi şairleri, günahlarının affı için Hz.Ali’den medet umarlar” şeklinde tanımlamıştır. [3]  Biraz sonra vereceğim örneklerde, bu yalvarışın, af dilemenin, yardım istemenin Hz.Ali ile sınırlı kalmadığı görülecektir.

Alevi-Bektaşi teke şairlerinden pek çoğu Mürüvvetname yazmıştır. Biz, Sivas-Tokat-Divriği kaynaklı cönklerde adı geçen  Şah Hatayi, Veli, Seyyit Nizamoğlu, Necmi, Virani, Feyzi, Kul Himmet, Noksani, hulusi, Abdal Dede, Baba Kemter, Fevzi, Yemini, Dedemoğlu, Pir Sultan Abdal, Sefil Necmi, Hüseyin, Aşık Ali, Katibi, Derviş Musa, Kul Yakup, Kul Himmet Üstadım, Şapabi, Balım Sultan, Deli Şükrü, Budala İsmail, Suzani, Şahabi, Deruni, Ali Dede, Abdal, Cafer, Sefil Edna, Derviş, Derviş Ali, Kul İsmail, Aşık Mehmed, Sefil Hasan, Seyyid, Sefil Ahmet, Dertili Kalender, Selmanoğlu, İhsani, Aşık Molla gibi şairlerden örnekler aldık. Bunlardan pek çoğu yöresel şairlerdir.

 

Mürüvvetnamelerde İsmi Geçen İslam Büyükleri/  Erenler/Evliyalar

Bu bölümde Hz.Muhammed, Hz.Ali, Hz.Hasan, Hz.Hatice, Hz.Fatma, Hz.Hasan, Hz.Hüseyin ve 12 İmamlar gibi herkesçe bilinen İslam büyükleri hakkında bilgi verilmemiştir. Daha çok bazı İslam büyükleri ve yörelerince bilinen erenler/evliyalar hakkında bilgi verilmiştir.

 

12 İmamlar: İçinde 12 İmamının adı geçen şiirlere “Düvazdeh İmam/Düvaz İmam” denir. 12 İmamlar şunlardır: Hz.Ali, Hz.Hasan, Hz.Hüseyin, İmam Zeynel Abidin,.İmam Muhammed Bakır,.İmam Caferü’s Sadık ,İmam Musayı Kazım, İmam Ali Rıza, İmam Muhammed Taki,, İmam Aliyyü’l Naki,, İmam Hasanü’l Askeri,İmam  Muhammedü’l Mehdi.

 

Selman-ı Farisi: Sahabedendir. Küçük yaşta Hıristiyanlığı kabul etmiştir. Daha sonra Hz.Muhammed’in huzuruna çıkarak Müslümanlığı kabul etmiştir. Hendek Savaşı’na katılmıştır. Hz.Peygamber’in büyük sevgisini kazanmıştır. 656 yılında Medain’de vefat etmiştir. Hz.Peygamber onun için”Selman bizim aile efradından, Ehli Beyt’ten sayılır” demiştir. Menkıbeler onu, Hz.Ali ile birlikte, onun arkadaşı, en yakın dostu olarak gösterir.[4]

 

Celal Abbas: Hz.Ali’nin, Hz.Hüseyin’le birlikte Kerbela’da şehid düşen(680) oğludur.[5]

 

Abdal Musa: Hacı Bektaş Veli’nin en büyük halifelerinden birisidir. Orhan Gazi zamanındaki savaşlara katılmıştır. Abdal Musa’nın Bursa’da ve Antalya’da, Elmalı’nın az güneyinde, Tekke köyünde  yatırı vardır. Ünlü tekke şairi Kaygusuz Abdal, Abdal Musa’nın dervişidir.

 

Sarı Saltuk: Sarı Saltuk, bizim Alp-erenler dediğimiz yiğit dervişlerdendir.Menkıbevi hayatı Saltuk-name’de yer almaktadır. Saltuk-name’ye göre Sarı Saltuk, Hacı Bektaş Veli ile görüşerek onun hayır duasını almıştır. Sarı Saltuk’un  Balkanlar’ın fethinde büyük rolü almıştır. Y.Nuri Öztürk’e göre Sarı Saltuk’un ölüm tarihi 1264’tür. Sarı Saltuk, sadece Türkler arasında değil Balkan ülkelerindeki  Hıristiyanlar arasında da aziz olarak bilinir.[6]

 

Kızıl Deli(Seyyit Ali Sultan): Horasan erlerindendir. 1397 yılında, Dimetoka’da Kızıldeli ırmağı yanında bir tekke kurmuş, orada vefat etmiştir. Menkıbevi hayatı Seyyit Ali Sultan Vilayetnamesi’nde yazılıdır.[7]

 

Kadıncık Ana(Kutlu Melek): Vilayetnameye göre, Hacı Bektaş Veli, Karahöyük’e geldiği zaman İdris Hoca’nın eşi olan Kadıncık Ana tarafından  konuk edilir. Hacı Bektaş Veli de Kadıncık Ana’yı kendisine evlat edinir.[8]

 

Balım Sultan: Asıl adı Hızır Bali’dir. Dimetoka doğumludur. II. Bayezid zamanında Anadolu’ya gelmiş, 1482 de Hacı Bektaş Dergahı’na Post-nişin olmuştur.  Bektaşiliğe yeniden bir şekil vermiş. Bütün erkanı, adabı, usulleri tertip ve tanzim etmiştir. Hacı Bektaş’tan sonraki en büyük Bektaşi babasıdır. Ölüm tarihi 1520’dir.[9]

 

Sersem Ali Baba: Balım  Sultan’ın ölümünden sonra, Hacı Bektaş Dergahı uzun müddet post-nişinsiz kalmış, 1551 yılında Sersem Ali Baba, Dede-Baba ünvanı ile dergaha atanmıştır. 1569 yılında vefat etmiştir.[10]

 

Gözcü Karaca Ahmet: Kaynaklar, Karaca Ahmet Sultan’ın, Horasan’da doğup, eğitimini orada tamamladıktan sonra, Selçukluların çöküş yıllarında Anadolu’ya geldiğini, Alp-erenler içinde seçkin bir kişiliği olduğunu, 13 yüzyıl ortaları ile 14 yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadığını kaydeder. Anadolu’ya gelen askeri güçlere gözcülük ettiği için bu ünvanı almıştır. Manisa’nın ve Afyon’un fethinde bulunmuştur. Türbesi İstanbul’daki Karacaahmet mezarlığındadır.[11]

 

Hıdır Abdal: Gözcü Karaca Ahmet’in oğludur. Tahminen XIII yüzyıl sonlarında ve XIV yüzyıl ortalarında yaşamıştır. Türbesi Eğin/Kemaliye’ye bağlı Ocak köyündedir. Alevilerce “Düşkün ocağı” olarak bilinir. Çevredeki en büyük yatırdır.[12]

 

Garip Musa: Seyyit Garip Musa, Selçuklular döneminde yaşamış bir Alp-eren’dir. Türbesi Divriği’nin Garip Musa mezrasındadır.[13]

 

Hubyar Sultan:  Osmanlılar döneminde yaşamış bir Anadolu erenidir.Türbesi Doğanşar ilçesine bağlı Hubyar köyündedir. Hubyar Sultan ocağına bağlı olanların elinde 1582 tarihli bir ferman bulunmaktadır.[14]

 

Yalıncak Sultan: Asıl adı Essseyit Muhammet Nuri olan Yalıncak Sultan, Konya civarında yaşayan bir Türk boyuna mensuptur. Menkıbelere göre  Sivas yöresine Karamanoğlu Mehmet Bey zamanında(1261-1283) gelmiştir. Türbesi Hafik’in Celalli bucağına bağlı Yalıncak köyündedir.[15]

 

Koca Haydar: Türbesi Divriği ile Kemali’yenin müşterek yaylası olan Sarıçiçek yaylasındadır. Beylikler döneminde yaşamış bir Anadolu erenidir. Mezar taşı kitabesinde “Şeyh Dehman ibni Seyyit Şeyh İsmail ibni Seyyit Şeyh Koca Haydar” sözleri yer almaktadır. [16]

 

Keçeci Baba: Kendisi bir Ahi Şeyhi’dir. Asıl adı Mahmut’tur.Türbesi Erbaa’ya bağlı Keçeci köyündedir. Menkıbelere göre Keçeci Baba, Horasan erenlerindendir. 1349 yılında yapılan bir savaşta şehit düşerek,  Keçeci köyüne defn edilmiştir. [17]

 

Şah Veli Dede: Malatya’nın Arguvan ilçesine bağlı Mezirme(Ballıkaya) köyünde müritleri olan Erdebil ocağına mensup bir Türkmen dervişidir. Menkıbeye göre Erdebil tekkesin’den kalkıp bu köye gelir. . Mezirme’deki tekkeyi oğlu Şah Hüseyin’e bıraktıktan sonra Erdebil’e döner..[18]

 

Şah İbrahim: Erdebil Tekkesi’nde yetişmiş bir Türkmen dervişidir. Müritlerini Anadolu’ya göndermiştir. Bunlardan büyük bir bölümü  Mezirme’ye yerleşerek tekke açmışlardır.[19]

 

  

  

Mürüvvetnamelerden Örnekler

 

 

 

1.Allah/Tanrı’dan  yardım isteme; af dileme

 

Bir  senin birliğine hiç yoktur güman

Tövbe yarab günahımıza estağfirullah

Senin huzurunda günahım çıoktur

Tövbe yarab günahımıza estağfirullah

(Şah Hatayi, Baygül, 9 nolu cönk, s.57-59)

 

 

Sene bin iki yüz yetmiş

Yetmiş ola Allah Allah

Beni kendine bend etmiş

Etmiş ola Allah

 

Aşık maşukuna Leyla

Beni Mecnun ettin böyle

Efendim sen ihsan eyle

Etmiş ola Allah Allah

(Veli, Kurt, s.  17       )[20]

 

 

Yarabbi aç gönlüm gözüm

Döndür sene canım yüzün

Hem geceler hem gündüzün

Estağfirullah el azim.

(Seyyid Nizamoğlu, Demir/211-212)

 

Ya ilahi sen bilirsin halimi

Medet-mürvet yad eyleme sultanım

Divanından mahrum etme kulunu

Medet-mürvet yad eyleme sultanım.

(Necmi, Demir/496)

 

  

2. Hz.Muhammet’ten ve Hz. Ali’den yardım isteme

 

 

İlahi Mustafa hakkı

Benim gel geç günahımdan

Aliyyü’l Murtaza hakkı

Benim gel geç günahımdan

  ( Virani, Demircan,  7 nolu cönk, 152-153)

 

 

Hata ettim Hüda  suçum bağışla

Muhammet Mustafa suçum bağışla

Safi nesli, Cüneyd’i Haydaroğlu

Aliyyül Mürteza suçum  bağışla[21]

(Hatayi, Demircan, 153 sayfa)

 

 

Hüda kıl mağfiret cümle günahım

Muhammet Mustafa hakkı bağışla

Velayet mülkünün hem padişahı

Aliyyel Mürteza hakkı bağışla[22]

(Feyzi, Kurt, s. 20   )

 

 

Severim Ali’yi sevgisi candan

Keramet Ali’den şefaat senden

Yargılamak Hakk’tan, yalvarmak benden

Allah medet, ya Muhammet, ya Ali.

(Kul Himmet, Demircan, 5 nolu cönk, 14-16)

 

İnayettir bize fazl-ı Hüda’dan

Umarım kurtara cümle beladan

Her dem şefaat eylesin Muhammed

İmdat bize Aliyyel Mürteza’dan[23]

(Hatayi, Kurt, s.14)

 

Günahkarım hata etmektir işim

Tövbe günahımıza estağfirullah

Muhammet-Ali’ye bağlıdır başım

Tövbe günahımıza estağfirullah

(Derviş Süleyman, Demir/155-156)

 

Rahm kıl halime ya Muhammet Mustafa

Kalp evinde irşadım cedd-i pakim Murtaza

Mucizatın aşkare mümine ayn-ı şifa

Affet isyandan el aman ya Aliyyü’l Murtaza

(Fakir Necmi, Demir/507-508-509)

 

Bülbül oldum gül dalında şakırım,

Medet Allah, ya Muhammet, ya Ali

Şah-ı Merdan kitabından okurum

Medet Allah, ya Muhammet, ya Ali

(Hatayi, Baygül, 9 nolu cönk,s.166-167)

 

 

3. Hz.Ali’den yardım isteme

 

Arzuhal eyledim Şahlar Şahı’na

Kıl derdime derman el aman dedim

Özüm turap ettim ben dergahına

Daha birliğinde yok güman dedim.

(Fedai, Demircan, 8 nolu cönk, 10-11)

 

Şah’a doğru giden ben bir bezirgan gördüm

Gayrileri katarına almıyor

Medet-mürvet dedim darına durdum

Yalvaranın kusuruna kalmıyor.

(Hatayi, Kurt, s.24)

 

Firkatın oduna yandım tutuştum

Kaldır nikabını yüzden ya Ali

Mürvetine geldim, kapuna düştüm

Göster cemalini tezden ya Ali

(Noksani, Baygül, 12 numaralı cönk,s.78-79)

 

 

Kevn-i mekana ermişsin ya Ali senden medet

Şu alemde her dem birsin ya Ali senden medet

Şu alemin nurusun ya Ali senden medet

Şu alemde her dem birsin, ya Ali senden medet.

(Sefil Haydar, Demir/103)

 

Pervaneyi aşk oduna düşüren

Mürüvvet Şah-ı Merdan sana sığındım

Deryalara dalga verip daşıran

Mürüvvet Şah-ı Merdan sana sığındım.[24]

(Şah Hatayi, Kurt, s.15)

 

 

Gelip Kesik Baş’ın carına yeten

Şah-ı Merdan Ali car sende kaldı

Selman’ı Erzine Dağı’na atan

Şah-ı Merdan Ali car sende kaldı.

( Hulusi, Demir/432)

 

Pirimsin mürşidim bak şu şaşkına

Çağırınca ulaşırsın düşküne

Kerbela’da İmamlar’ın aşkına

Şefaat umarık senden ya Ali.

(Abdal Dede, Baygül, 9 nolu cönk, s.143-144)

 

Ali gelür deyü karşı giderler

Bindiği düldülün methin ederler

Himmet eylen erler, uyansın pirler

Ali’nin Düldül’ün biz de görelim

(Baba Kemter, Demir/177-178)

 

Hey gaziler şunda günahkar oldum,

Medet pirim imdat eyle talibe

Aradım günahımı özümde buldum

Medet pirim imdat eyle talibe.

(Kul Himmet, Demircan, 7 nolu cönk, 165-167)

 

Açıp  rahmet kapısını piştevaya

Bu demde af kıl koyma cezaya

Durup dara, gelirler iltica’ya

Naki Mukteda hakkı bağışla.

(Fevzi, Demir/248-249)

 

Hüda ya Mustafa hakkı bağışla

Aliyyü’l Murtaza hakkı bağışla

........

(Yemini, Demir/Z.27)

 

 

4.Hz. Hatice’den ve Fatma’dan yardım isteme

 

Medet Allah’ım medet

Gel derdime derman eyle

Yetiş ya Ali Muhammet

Gel derdime derman eyle

 

Hatice Ana’mızın kızı Fatma

Elimden tutup yabana atma

...........

Var dileğin Hak’tan dile

Bir gün ola Mehdi gele

Dedemoğlu secde kıla

Gel derdime derman eyle

(Dedemoğlu, Demir/128)[25]

 

Medet medet dedim kapına geldim

Muhammet Mustafa Ali sen yetiş

İsyan deryasına gark olup kaldım

Haticetü’l Kübra, Zehra sen yetiş.

(Noksani, Demir/171-172)

 

Mürüvvetim vardır gerçek erlere

Muhammet Mustafa Ali’den medet

Hatice, Fatıma candan yarlere

Hasan Hüseyin uludan medet

(Pir Sultan Abdal, Kurt, s.13)

 

5.Hz.Hasan’dan yardım isteme:

 

İmam Hasan geldi bize yardıma

İmam Hüseyin dermandır derdime

Şol İmam Zeynel’i gördime

Tövbe ya Rabbena estafirullah.

(Derviş Ahmet, Baygül, 9 nolu cönk, s.59-61

 

6.Hz.Hüseyin’den yardım isteme

 

Çağırmadan duyan, bakmadan gören

Bunca yaraların merhemin saran

Cümle isteklinin  muradın veren

Versin muradımız İmam Hüseyin

(Sefil Necmi, Demir/485/486)

 

Muhammet Ali’yi candan sevenler

Yürüyüp yollarda kalmaz inşallah

Şah İmam Hüseyin’den imdat umanlar

Hüseyin’den mahrum kalmaz inşallah.

(Hüseyin, Baygül, 9 numaralı cönk,s.263-264)

 

Efendim isterdim derdime derman

Çok şükür kalmadı gönlümde güman

Kerbela’da şehit olan Ya İmam

Merhaba ya Hüseyin Efendim, merhaba.

(Kemter, Demir/271)

 

Bir name gönderdim şahlar şahına

Hüseyn-i Kerbela sana çağırdım

Dertliler tabibi anda yetişir

Hüseyn-i Kerbela sana çağırdım.

(Aşık Ali, Kurt, s.19)

 

7.Celal Abbas’dan yardım isteme

 

Sefinemiz bir girdaba uğradı

Ali oğlu Celal Abbas gel yetiş

Adunun hançeri sinem dağladı

Ali oğlu Celal Abbas gel yetiş

(Katibi, Kurt, 23)

 

 

8.Selman-ı Farisi’den yardım isteme:

 Derviş Musa’ma gayret Selman’a düştü

Selman’ın carına Merdan ulaştı,

Üç yüz yılda sevdiğine kavuştu

Şah-ı Merdan gibi sultan’a geldim.

(Derviş Musa, Baygül, 9 nolu cönk, s.138

 

 

9. 12 İmamlar’dan yardım isteme

 

Dün ü günü hata etmektir işim

Tövbe günahıma estağfirullah

Muhammed Ali’ye bağlıdır başım

Tövbe günahıma estağfirullah

 

Şah Hasan Hüseyin balkır nur ise

İmam Zeynel sır içinde sır ise

Eğer özümüzde benlik var ise

Tövbe  günahıma estağfirullah

 

Muhammet Bakır’ın izinden çıkmak

Yükünü Cafer’den tuta gör ahmak

Layık değildir hatırlar yıkmak

Tövbe  günahıma estağfirullah

 

 

Kazım Musa, Rıza katınca maya

Taki, Naki emeğimizi vermesin hataya

Dün ü günü ettiğimiz bed huya

Tövbe  günahıma estağfirullah

 

Hasanü’l Askeri’nin gülleri bite

Mehdi gönlümüzün gamını ata

Leyl-i nihar işlediğimiz koğ gıybete

Tövbe  günahıma estağfirullah

 

Şah Hatayi’m eydür Bağdat Basıra

Böyle güne kaldık böyle asıra

Sen keremkansın kalma kusura

Tövbe  günahıma estağfirullah

(Şah Hatayi, Demircan, 7 numaralı cönk, 153-154)

 

 

İmam Zeynel ikrarını güderim

Bakır Cafer katarına giderim

İlinizde garip gelmen giderim

Kazım Musa Rıza yol kerem eyle

 

Taki, Naki, Şah Askeri nurundan

Bülbül cenk ediyor Ali seyrinden

Din serveri Muhammed’in tarından

Yüzüme sürmeye gül kerem eyle.

 

Mehdi Resul’den benim mükerrem

Hayli demdir intizarın çekerim

Ah eder de göz yaşı dökerim

Çeşmim yaşlarını sil kerem eyle

 

Kul Himmet Üstad’ım sizi bilürem

Eğlenir de katarında kaluram

İmam Ali eşiğinde ölürem

Cenaze namazım kıl kerem eyle.

(Kul Himmet Üstadım, Çongar/14 nolu cönk, 12-13)

 

 

10.    14 Masumlar’dan yardım isteme

 

Devran-ı müminler hakkı

On Dört Masumlar’ın hakkı

Söyleyen dillerin hakkı

Benim gel geç günahımdan

(Kul Yakup, Demir/112)

 

Noksaniyim arzum didar-ı cennet

Masum-paklar’dan bize bir himmet

El aman mürüvvettir Mehdi Muhammed

Sarı Saltuk, Kızıl Deli  gel yetiş.

(Noksani, Demir/171-172)

 

11. Hızır Peygamber’den yardım isteme

 

Hasan Hüseyin’in sevgisi candan

Kaynayıp coşuyor gevheri kandan

Hızır Nebi  ile ol sinden

Çağırdığım yerde gel kerem eyle.

(Kul Himmet Üstadım, Çongar/14 nolu cönk, 12-13)

 

 

12. Kırklar’dan yardım isteme

 

Şu dünyada düşmana sır virmesin

Cafer, Hızır Ellez yardım eylesin

Kırklar bizim için Hakka’a söylesin

Günah defterlerin dürecek Allah

(Hatayi, Baygül, 9 nolu cönk,s.264_266)

 

Pirler, üçler, kırklar, yediler, yüzler

Hakk’a yakın bakan ışığı gözler

Duası müstecap olan azizler

Allah medet, ya Muhammet, ya Ali

(Kul Himmet, Demircan, 5 nolu cönk, 14-16)

 

 

13. Hacı Bektaş Veli’den yardım isteme

 

Medet mürüvvet  dedim, kapına geldim

Cümle günahımı elime aldım

Muratlar verici sultana geldim

Medet mürüvvet senden Bektaşi Veli.

(Derviş Ali, Demir/396-397)

 

Mürüvvet isterim, Hüda’dan ihsan

Kamu dertlerin devası Hünkar

Muhammet Mustafa, ol Şah-ı Merdan

Alemü’l esmanın anası Hünkar

(Sıtkı, Demir/221)

 

Doksan bin Horasan’ın pirine

Nasip verdin gerçeklerin sırrına

Elli bin yedi Rum’un erine

Gösterdin elini Hünkar efendim.

(Şahabi, Demircan, 5 nolu cönk, 29-30)

 

 

14. Hacı Bektaş Veli’nin Halifelerinden yardım isteme

 

Abdal Musa

Abdal Musa bu yıl gazaya geldi

Urum’u feth iden, yaradan medet

Cihan harap oldu, insan er kıldı

Yine ferman senin yaradan medet

(Balım Sultan, Şahin, 3 nolu cönk, s.31)

 

Şah Abdal Musa’ya bende olalım

Cümlenin muradın viririz elden

Kara sancağına niyaz idelim

Muhammed’in yadigarı ezelden.

(Deli Şükrü, Şahin, 3 nolu cönk, s.32)

 

Sarı Saltuk, Kızıl Deli, Kadıncık Ana, Balım Sultan

 

Yine bir zulumat çöktü serime

Hünkar Hacı Bektaş Veli gel yetiş

Elim ermez yaranıma, eşime

Balım Sultan, Kızıl Deli gel yetiş

............

Bilemedim nere gider yolumuz

Kusur bizim bağladılar kolumuz

“İlla feta” kan ağlıyor dilimiz

Şah Hasan’ım, Kadıncık Ana  dol yetiş.

( Budala İsmail, Demir/431)

 

Noksani’yim arzum didar-ı cennet

Masum-paklar’dan bize bir himmet

El aman mürüvvettir Mehdi Muhammed

Sarı Saltuk, Kızıl Deli gel  yetiş.

(Noksani, Demir/171-172)

 

Çağlar gözüm yaşı, bak feryadıma

Senden başka kimse gelmez yadıma

Medet mürvet dedim gel imdadıma

Kızıl Elma’daki Kızıl Deli’ye

(Suzani, Kurt, s.27)

 

 

 

 

Yeriş Balım Sultan kurtar gamımdan

Azat et kulunu Hünkar efendim

Andelibi bağışladın deminden

Ol iki gülünü Hünkar efendim.

(Şahabi, Demircan, 5 nolu cönk, s.29-30)

 

Aklım irmez hikmetin çok ya Ali

Mürüvvet efendim halim malumdur

Balım Sultan, Hacı Bektaşi Veli

Mürüvvet efendim halim malumdur.

(Deruni, Baygül, 9 nolu cönk, s.167-168

 

Sersem Ali Baba

Nagehban Rum’un eyledi himmet

Mihman oldum Sersem Ali Baba’ya

Günahım afv idüb eyledi hürmet

Yüzüm sürdüm Sersem Ali Baba’ya

(Ali Dede, Şahin, 3 nolu cönk)

 

Men aciz fakirim kapuna geldim

Eyle mürüvvet şahım tapuna geldim

Hacetim var sende payına geldim

Nazar kıl halime Şah Sersem Ali.

(Ali Dede, Şahin 3 nolu cönk)

 

 

15. Anadolu Erenleri’nden yardım isteme

 

a.Gözcü Karaca Ahmet ve Hıdır Abdal

Bu sinemde yarelerim sızılar

Yetiş Hızır Abdal, Gözcü Kara Ahmet

Deli gönül sılasını arzular

Yetiş Hızır Abdal, Gözcü Kara Ahmet

..............

Bu Cafer’in çektiği kendi çilesin

Bunca dertlilere derman veresin

Car dediğim yerde care gelesin

Yetiş Hızır Abdal, Gözcü Kara Ahmet

(Cafer, Demircan, 7 nolu cönk, 171-172)

 

Horasan erinin medhin ederim

Cümlenin muradın ver Hızır Abdal

Dertliyim derdime dermana geldim

Derdimin dermanını ver Hızır Abdal

(Sefil Edna, Demircan, 7 nolu cönk 145)

 

Sofrası meydanda misafir gelir

Herkes miktarınca kısmetin alır

Hastalar da anda dermanın bulur

Himmet eyle bize Şah Hızır Baba

(Derviş, Şahin, 3 nolu cönk,7-8)

 

Ağlaya ağlaya murada geldim

Ver benim muradım şah Hızır Baba

Ver benim muradım Şah Hızır Baba

Yüz sürüp dergahına feryada geldim

(Derviş Ali, Şahin 3 nolu cönk, s.7)

 

b. Garip Musa

Hey erenler sizi görmeye geldim

Sultan Garip Musa, Sultan Celal’im

Dergahına yüzüm sürmeye geldim

Sultan Garip Musa, Sultan Celal’im

( Kul İsmail, Demircan, 7 nolu cönk, 123)

 

Şükür olsun ol Hüda’ya eriştik

Ruşen olduk gül yağına karıştık

Garip Musa senin üstüne düştük

Aman Garip Musa carın günüdür.

...........

Garip Musa yücesinde oturur

Nice  kafirleri dine yetirir

Seyyid Baba sancağını getirir

Aman Garip Musa carın günüdür.

(Aşık Mehmed, Demircan, 8 nolu cönk, 6-8)

 

c. Hubyar Sultan

Tozaklı’dan Hubiyar  denli istendi

Arduç kılınç taşa çaldı yaslandı

Gönül Ata ile kendi ...............

Taşı ortadan iki biçti ne dersin?

(Sefil Hasan, Baygül, 9 nolu cönk, 149-150)

 

Seyyit ne olmuşum senin derdinden

Gevherini çeker tamam virdinden

Dir İbrahim ayırmasın yurdundan

Dertlilere derman oldu Hubiyar

(Seyyid, Baygül, 9 nolu cönk,s. 200-203)

 

 

 

 

 

 

 

d.  Yalıncak Sultan

Kızıl Deli tacımız,

Muhammed miracımız

Gürledik mi Karaca Ahmet

Yalıncak Duacımız.

(Kul Ümmet, Baygül, 9 nolu cönk, s.102, 105)

 

e. Koca Haydar

Bozuldu şu alem düzelmez oldu

Yetiş Koca Haydar, car sende kaldı

Sınıktır yaralar sarılmaz oldu

Yetiş Koca Haydar car sende kaldı.

(Sefil Ahmet, Baygül, 9 nolu cönk, s.125-126)

 

 

f. Keçeci Baba

 

Cümle aşıklar da vasfın edeyü

Keçeci Sultan’sın Gök Ahi Baba’m

Hint’ten Yemen’e methin gideyü

Keçeci Sultan’sın Gök Ahi Baba’m

........

Dertli Kalender’im, arttı firakım

Aşk elinden yaralıdır yüreğim

Efendim sayende çoktur çerakım

Keçeci Sultan’sın Gök Ahi Baba’m.

(Dertli Kalender, Demir, 37-38-39)

 

g.  Şah Veli Dede

 

Garip elde bir hal geldi başıma

Gel bize yeti gör Şah Veli Dede’m

Kimim yok, kimsem yok sora halimden

Geli bize yet igör Şah Veli Dede’m

..................

Çıkıp yücesine öttüğün gibi

Dertlilere derman kattığın gibi

Bunalan carıma yettiğin gibi

Gel bize yeti gör Şah Veli Dede’m

(Selmanoğlu, Kurt, s.10)

 

 

  

h. Şah İbrahim

 

Verdiğin ikrarın günleri geldi,

Ali Seydi, Şah İbrahim gel yetiş

Yer göğ duan ile hem karar kıldı

Ali Seydi, Şah İbrahim gel yetiş.

(Kul Molla Mustafa, Kurt, s.23)

 

Mürvet günahımı elime aldım

Yüzü benli Şah İbrahim el aman

Sailem kapına mürvete  geldim

Yüzü benli Şah İbrahim el aman

(İhsani, Kurt, s.26)

 

Gezdim, seyreyledim devri alemi,

Medet Şah İbrahim, car diye geldim

Mürüvvet kanisin basman ameni

Mucizatı belli er diye geldim.

(Aşık Molla, Kurt, s.31)

 

 

Faydalandığımız Cönkler:  Tebliğimizde sözü edilen cönkler, Sivas, Tokat ve Divriği kaynaklıdır. Tokat kaynaklı cönkler Yrd.Doç.Dr.Mehmet Yardım’cının özel kitaplığında bulunmaktadır. Sivas kaynaklı cönklerden önemli bir kısmı benim özel kitaplığıma aittir. Sözü edilen cönkler Cumhuriyet Üniversitesi, Türk Dili Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Doğan Kaya tarafından öğrencilerine yüksek lisans tezi olarak verilmiştir.

 

1.      Dürdane Demir, Zile Kaynaklı Bir Cönk Üzerine Tetkik, C.Ü. Sosyal Bilimler Enst., Yüksek Lisans Tezi, Sivas 1997.

 

2.       Emine Çongar, Sivas Kaynaklı Cönkler Üzerinde Tetkik, C.Ü. Sosyal Bilimler Enst., Yüksek Lisans Tezi, Sivas 1999

 

3.      M.Necati Demircan, Sivas Kaynaklı Cönkler Üzerinde Tetkik, C.Ü. Sosyal Bilimler Enst., Yüksek Lisans Tezi, Sivas 1997

 

4.      Bülent Şahin, Sivas Kaynaklı Cönkler Üzerine Bir Tetkik, C.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Sivas 1996

 

5.      Nuran Baygül, Tokat ve Divriği Kaynaklı Cönkler Üzerinde Bir Tetkik, C.Ü. Sosyal Bilimler  Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Sivas 1996

 

6.   Ali Kurt, Deyiş, Düvaz-İmam( Kutlu Özen derlemesi), 1989

 

Mürüvvetnamelerin Özellikleri

 

Mürüvvetnameler, Alevi-Bektaşi cemlerinin vaz geçilmez unsurlarıdır. Cem sırasında bunlardan en az biri veya bir kaçı saz eşliğinde okunur. Genellikle Allah, Muhammet, Ali üçlüsünden veya 12 İmamlar’dan günahlarının bağışlanması dilenir. Bu dilekler sırasında:

“Tövbe ya Rab günahımıza estağfirullah”

“Medet-mürvet yad eyleme sultanım”

“Hata ettim Hüda suçum bağışla”

“Yarabbi aç gönlüm gözüm”

“Benim gel geç günahımdan”

“Yargılamak Hak’tan yalvarmak benden”

“Allah medet, ya Muhammed, ya Ali”

“Medet mürvet dedim kapına durdum/yalvaranın kusuruna kalmıyor”

“Mürvetine geldim, kapına düştüm”

“Mürvet Şah-ı Merdan sana sığındım”

“Şah-ı Merdan Ali car sende kaldı”

“Şefaat umarık senden ya Ali^”

“Durup dara, gelirler ilticaya”

“Medet pirim imdat eyle talibe”

“Medet medet dedim, kapına geldim/Haticetü’l Kübra, Zehra sen yetiş”

“Versin muradımız İmam Hüseyin”

“Ali oğlu Celal Abbas gel yetiş”

“Selman’ın carına Merdan ulaştı”

”El aman mürvettir Mehdi Muhammed”

gibi sözler söylenir. Bu nedenle, özellikle Alevi cemlerinde okunan , bu yakarışlar, aman dilemeler, farklı bir yapı gösterir. Konu itibariyle nefeslerden, deyişlerden, düvaz-imamlardan ayrılır. Şiirde geçen “ Meded, mürvet, iltica, car...” gibi sözlerden dolayı bu tip şiirlere “Meded-mürvet, intica/iltica, car, ricaname, delil” gibi adlar verilir.

Mürüvvetnameler hece ölçüsüsüyle, koşma biçiminde yazılır. Aruz vezniyle yazılmış olanları pek azdır.

Prof.Dr. Abdurrahman Güzel, “Bektaşilik ve Bektaşi Şiiri” adlı makalesinde Medet-Mürüvvetnameleri, “İstimdad” başlığı altında ele almıştır. İstimdad’ı “Hz.Ali, Bektaşi şiirinde günahların affedicisi olarak  da yer alır. Bektaşi şairleri, günahlarının affı için Hz.Ali’den medet umarlar” şeklinde tanımlamıştır. [26]  Biraz sonra vereceğim örneklerde, bu yalvarışın, af dilemenin, yardım istemenin Hz.Ali ile sınırlı kalmadığı görülecektir.

Alevi-Bektaşi teke şairlerinden pek çoğu Mürüvvetname yazmıştır. Biz, Sivas-Tokat-Divriği kaynaklı cönklerde adı geçen  Şah Hatayi, Veli, Seyyit Nizamoğlu, Necmi, Virani, Feyzi, Kul Himmet, Noksani, hulusi, Abdal Dede, Baba Kemter, Fevzi, Yemini, Dedemoğlu, Pir Sultan Abdal, Sefil Necmi, Hüseyin, Aşık Ali, Katibi, Derviş Musa, Kul Yakup, Kul Himmet Üstadım, Şapabi, Balım Sultan, Deli Şükrü, Budala İsmail, Suzani, Şahabi, Deruni, Ali Dede, Abdal, Cafer, Sefil Edna, Derviş, Derviş Ali, Kul İsmail, Aşık Mehmed, Sefil Hasan, Seyyid, Sefil Ahmet, Dertili Kalender, Selmanoğlu, İhsani, Aşık Molla gibi şairlerden örnekler aldık. Bunlardan pek çoğu yöresel şairlerdir.

 



[1] Abdurrahman Güzel, Bektaşilik ve Bektaşi Şiiri, Şükrü Elçin Armağanı,  Ankara  1983, s .52-53

[2] Cem Dilçin, Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, TDK Yay., Ankara 1983, s.251

[3] Abdurrahman Güzel, Bektaşilik ve Bektaşi Şiiri,  Şükrü Elçin Armağanı,  Ankara  1983, s.56

[4] Meydan Larousse, C: X1, s.161

[5] Abdülbaki Gölpınarlı, Türkiye’de Mezhepler ve Tarikatlar, Gerçek Yayınevi, İstanbul 1969, s.48

[6] Şükrü Haluk Akalın, Ebü’l Hayr Rumi/Saltukname C:1,  Kültür Bak.,Yay.,Ankara 1988, Yaşar Nuri Öztürk, Tarih Boyunca Bektaşilik, İstanbul 1990, s.151-154

[7] Bedri Noyan, Bütün Yönleriyle Bektaşilik-Alevilik, C:1,  s. İstanbul 1998,247-256

[8] Bedri Noyan, a.g.e., s.45

[9] Bedri Noyan, a.g.e., s.312

[10] Bedri Noyan, a.g.e., s.321

[11] Bedri Noyan, a.g.e.,s.273-278

[12] Kutlu Özen, Divriği Evliyaları, Sivas 1997, s.179

[13] Özen,a.g.e.,  s.58

[14] Kutlu Özen, Sivas ve Divriği yöresinde Eski Türk İnançlarına Bağlı Adak Yerleri, Sivas 1996, s.56

[15] Özen, Sivas ve Divriği...., s.58

[16] Kutlu Özen, Divriği Evliyaları, s. 76-77

[17]      Şehri Temiz-Şükrü Peynirci, Erbaa,  Erbaa 1996, s. 221-221

[18] Süleyman Özerol, Yenilenen Köy Ballıkaya, Görüş Gazetesi, 31 Ekim 1989

[19] Süleyman Özerol, a.g.m.

[20] Tevhit düvaz –imamı olarak söylenir.

[21] Bu intica düvaz-imamı dar çektirirken, kurban dualanırken, delil yakılırken söylenir.(Ali Kurt, Zile Çakırçalı, 1928)

[22] İntica düvaz-imamıdır. 12 hizmetlerin başladığı sırada dede tarafından okunur.(Ali Kurt)

[23] .Bu düvaz-imam, 12  hizmetlere başlanırken  söylenir. (Ali Kurt)

[24] Bu düvaz-imam, dede talibi görerken de söylenir.(Ali Kurt)

[25] Not: Miraçlama’dan sonra üç tevhit  söylenir. Bunlar tevhit düvaz-imamı’dır. İki bacı ve iki sofu Kırklar Semahı’nı yaptıktan sonra niyaz ederler ve 12 hizmet bitene kadar/mersiyeye kadar darda dururlar. Dedemoğlu’nunki tevhit düvaz –imamıdır.

 

 

[26] Abdurrahman Güzel, Bektaşilik ve Bektaşi Şiiri,  Şükrü Elçin Armağanı,  Ankara  1983, s.

Bu sitenin tüm hakları Yazar Kutlu ÖZEN' e aittir.Tecer Bilisim
© 2009 -yönetici girişi-