Yazar Kutlu ÖZEN

                       Mesaj Yaz                    Mesajları Oku

 

RİFAT ÖZTÜRK

13.10.2012 09:41:47
İstanbul ( Zile kaynaklı)

l Sicimimn Oğlu Halil Pehlivanla ilgili bilgilerine teşekkürler. Eline sağlık. Göreşçimiz benim dedem Hümmet Dedenin arkadaşıymış Zileye güreşe her gelmesinde dedemle buluşurmuş. Dedemin 1960 larda bizlere anlattıklarını sizlere aktarmaya çalışayım. Halil güçlü bir pehlivanın oğludur. Erginlik çağında güreşe heves ederken köyün cem töreninden sonra dede( veya şeyh) tarafından nasip isteyenlerin sırtı sığazlanırken Halile sıra gelince, dede Halilin isteğini sorar. Halil geçmişleri gibi yenilmez bir pehlivan olmak istediğini iletir. Dede, Halilin üç defa sırtını sığazladıktan sonra sana yenilmez bir yiğitlik veriyorum. Sana ayrıca bir comba (genç erkek manda)yardımcı olarak veriyorum. Bu combayı güreş alanında görmezsen er meydanına çıkma. Öğütüm, bu sana bir nasiptir. Eline, beline, diline sahip olacaksın. Her sıfatta, her gönülde bir hakkın var olduğunu bilip kimseye haksızlık yapmayacaksın. Kimseyle alay etmeyeceksim. Haydi Hakk yardımcın olsun. Ya Allah, Ya Muhammet, Ya Ali deyip Halilin sırtını sığazlar. Halil genç yaşından başlayarak poturu giyer. Yenilmez bir pehlivan olarak ünlenir. Bir gün Zile Derisine güreşe gelmiş, sırasını beklerken buyuruncular, Halili meydana almak istemişler. Halil sağa sola bakarak çıkmamış. Pehlivan Haydi naz yapma dedilersede çıkmamış. Bir süre sonra Tamam şimdi çıkarım demiş. Dedem ; pehlivan ne oldu da güreşe çıkmaz iken birdenbire çıkmaya karar verdin deyince Halil pehlivan dedeme yavaş sesle hocam yardımcımı göremiyordum. şimdi geldi. hemen güreş meydanının kıyısında geviş getiriyor. Beni bekliyor demiş. Halil Zile derisinde meydana çıkmıış, çırpınmaya (perdah atmaya) başladıkca saçları diken gibi havaya kalmış, acayip heybetli bir yapıya kavuşmuş. Elbet sonuç belli. Halil Çelebi gönüllüleri adıyla 9. kafkas fırkasına Tokat, amasya, çorum, sivas gönüllüleriyle katılmış. 90 bin kişinin öldüğü Sarıkamış olayında bazılarını perişan durumdayken Rus askerleri kurtararak esir almışlar. Bu esirler arasında Halil pehlivan da vardır. Halil gibi esirleri demiryolu yapımında çalıştırmaktadırlar. Ara boşluklarda en büyük spor güreştir. Gençler güreşirler. Halilin pehlivan olduğu oradada duyulur. Fakat Halil, önce benim çırağımı yenin ki bana sıra gelsin der ve göreşmez. Bir gün Halilin kısa zamanda yetişrirdiği çırağı yenilir ve ortaya o zaman Halil pehlivan çıkar. Geleni yener, geleni yener, diğer bölgelerden getirilen pehlivanlarıda yener derken ünü Moskovadan bile duyulur. Çar tarafından çağırılır. Çar huzurunda Çarın baş pehlivanını da yener. Çar halili affeder. Ona değişik öneriler gelir. Fakat Halil Pehlivan ben harama kuşak açmam diyerek Moskovadan ayrılır. Şehirlerde güreş kazana, kazana Bulgaristan üzerinden Türkiyeye gelir. Köyüne gider ve yine güreşçiliğini sürdürür. Halilin çerkez güreşçilere karşı bir kini vardır. Karşısına çıkan çerkez güreşçi olursa yenmez, onu yere oturur duruma getirdikten sonra, üstten bütün ağırlığıyla bastırır, bu arada alttaki pehlivanın karnına iki eliyle kılıç çekermiş. Çerkez güreşten sonra karın ağrısı çeker ve üç gün içinde ölürmüş. Bu durumu çerkezler sezmi,şler fakat delili o günkü durumda zormuş. Böyle birkaç Çerkez pehlivanı ölmüş.

SÜLEYMAN ÖZEROL

06.09.2012 10:35:58
Malatya

Sayın Özen Merhaba, Hüseyin Şahin arkadaşımla "ARGUVAN TÜRKÜLERİ/Halkbilimsel Bir Araştırma Denemesi" kitabımızın hazırlık döneminde sizinle yazışmalarımız oldu ve yazılarınızdan da oldukça yararlandık, teşekkür ederim. Alevi ocakları ile ilgili çalışmanız olmadı mı? Oldu ise Sivas toprağında oldukça çok talibi olan Şah İbrahim Ocağı ile ilgili derleme ve araştırmalarınız hakkında neler söyleyebilirsiniz? Saygılarımla... Süleyman ÖZEROL emekli Öğretmen-Gazeteci

YAğMUR AKDOğAN

14.08.2012 10:19:24
yozgat

merhabalar bizde çok eskilerden divriğinden suriye ye oradan hataya ve isyanlar ve karışıklık zamanında beyliğin babadan oğula geçmesi sonucu beylik en küçük oğula verilmiş ve padişah bizi sürmüş kardeş kavgası olmasın diye dedelerimizin anlatımı soy ağacımız bakır tasta yazılı seceremiz var ve mürseloğullarından olduğumuz söylenmektedir nevşehir ve kırşehirede yerleşen mürseloğulları vardır atalarımıza halepbeyi mürseloğulları denirmişti aslımızın sivas divriğinden suriye hatay göçlerle geçtiği bilinir 1864lerde hataydan yozgata göç etmişiz

YAğMUR AKDOğAN

14.08.2012 10:19:24
yozgat

merhabalar bizde çok eskilerden divriğinden suriye ye oradan hataya ve isyanlar ve karışıklık zamanında beyliğin babadan oğula geçmesi sonucu beylik en küçük oğula verilmiş ve padişah bizi sürmüş kardeş kavgası olmasın diye dedelerimizin anlatımı soy ağacımız bakır tasta yazılı seceremiz var ve mürseloğullarından olduğumuz söylenmektedir nevşehir ve kırşehirede yerleşen mürseloğulları vardır atalarımıza halepbeyi mürseloğulları denirmişti aslımızın sivas divriğinden suriye hatay göçlerle geçtiği bilinir 1864lerde hataydan yozgata göç etmişiz

SİBEL CALİSKAN

25.04.2012 12:53:05
İzmir

Hocam elinize saglik sizi burdan takip etmek bile guzel sizi tanidigim icin cok sansli oldugumu dusunuyorum. Kolayliklar diliyorum.

DERYA AKÇA

13.04.2012 16:41:15
samsun

hocam çok tatlısınız sizi çok seviyorum

MURAT TOPÇU

25.03.2012 19:36:38
istanbul

değerli öğretmenim çalışmalarınızı makalelerinizi takip etme fırsatım oldu azda olsa benim sizden almak istediğim bilgi divriği yöresinde derviş halil adlı bir alevi ocağı yada böyle bir evliyaya dair somut bir bilgi varmnıdır acaba çünkü erzincan çayırlıdaki bir ocağın izlerini sürmeye başladığımda izler beni divriğinin höbek köyündeki ağuçanlı dedelere kadar götürdü fakat kendilerinin hayatta olmadığını öğrenince en azından sizde bilgi alabilirimiyim diye düşündüm buarada kitaplarınıza ulaşamadım eğer ulaşabileceğim bir kaynak gösterirseniz size minnettar kalırım şimdiden teşekkür ederim sağlıcakla kalın

SEVİM BAKIR ERDEMLİ

15.03.2012 00:36:55
Eskişehir

Sayın Kutlu Özen Merhaba,Ben Cafer Bakırın kızıyım.Hazırlamış olduğunuz bu siteyi tesadüfen gördüm.Büyüklerimizi kaybetmeden onlardan sorup öğreneceklerimizi,tabiri caizse bir gençlik hatası olarak görüp üzülüyordum.Hatta bununla ilgili Cemal Koçak(Dayıoğlu) ile yazın buluşmayı düşünüyordum.Gerekli bilgileri sizden almış bulunuyorum.Bunun Benim için ne demek olduğunu bilemezsiniz.Bunun için sonsuz teşekkürler.Tekrar tekrar okuyup takıldığım noktalarda size sormak isterim.Feryadi(Deli Derviş)in Anne tarafından dedem olduğunu da övünerek söylemek isterim.Sizinle sık sık yazışmayı da çok isterim sevgiyle kalın. Not:Babam Cafer Bakır Ölüm tarihi ,benim yanımda vefat etti.2/04/1997,Niğde Bor.Mezarı Yıdızeli İslim köyünde

İLKER COMART

13.03.2012 16:27:40
Ankara

Merhabalar Kutlu Bey, Ben ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği bölümünde doktoramı yapmaktayım ve ODTÜ THBT (Türk Halk Bilimi Topluluğu) içinde de faaliyet göstermekteyim. Yakın zamanda topluluğumuz içinde sunulmak üzere, bir Aşık Veysel etkinliği organize ediyoruz. Bu konuda bir alt yapı oluşturma çabası içindeyken "Selam Olsun Kucak Kucak" kitabınızı ODTÜ kütüphanesinden alarak okuma fırsatı buldum. Öncelikle bu güzel eser için size teşekkür ederim, en kısa zamanda kendi kitaplığıma da eklemeyi düşünüyorum. Kitabınızda referans olarak Bahri Şatıroğlunun kişisel derlemelerini vermişsiniz ve bu derlemelerin sizde de olduğundan bahsetmişsiniz. Ben şahsi olarak bu derlemeleri incelemeyi çok isterim. Bu bağlamda bu eseri, ODTÜ THBT kütüphanesine kazandırmamızın bir yolu bulunabilir mi acaba diye size danışmak istedim. Eğer bu konuda yardımcı olabilirseniz çok sevineceğim. Cevabınızı heyecanla bekliyorum.

SEMA ÖNER

23.01.2012 16:40:24
hatay

Merhaba ben Sema Öner Sivas Şarkışladan Öğretmen EMİN KUZUCULARın torunuyum.Tahminlerime göre aynı yıllarda dedemle birlikte Sivas Folklorü dergisinde yazmışsınız.Eğer dedemi hatırladıysanız sizinle görüşmek isterim.Ben dedemi 1998 yılında kaybettim en azından Onu birde arkadaşından dinlemek isterim.Saygılarımla...
Çok iyi tanıdığım sevdiğim bir öğretmendi. Vefatını sizden öğrendim Allah rahmet eylesin. Telefonla ararsanız sevinirim. ev: 2261340 cep: 505 3366300

73 adet mesaj bulundu...
Sayfalar » 1 2 3 4 5 6 7 8

Yazarın Son Kitabı
 
Yazarın Son Kitabı
Sivas Yöresinde Geleneksel Bayramlar ve Toplu Törenler
Yazar Kutlu Özen Kimdir?

 1940 yılında Divriği’de doğdu. Babası emekli öğretmen ve yazar Halil Sami Özen’dir. İlk ve ortaokulu Divriği’de okudu. 1959 yılında Sivas İlköğretmen Okulundan mezun oldu. 28/08/1959 - 20/01/1960 tarihleri arasında Divriği İmirhan köyünde stajyer öğretmen olarak çalıştı. 26/01/1960 - 14/10/1963 tarihleri arasında Divriği Savrun köyünde ilkokul öğretmenliği yaptı. Bu arada 01/11/1960 - 15/05/1961 tarihleri arasında Yedek Subay öğretmen olarak askerliğini tamamladı.   - devamı -

Divriği Kedileri
Fatma PEKŞEN - Kutlu ÖZEN

 Evliya Çelebi’den bu yana ‘Divriği Kedisi/Kedileri’ üzerinde duran olmadı. Daha çok Ankara Kedisi, Van Kedisi üzerinde duruldu. Halbuki Evliya Çelebi 1640-1650’li yıllarda Erdebil vilayetinde satılan Divriği kedilerinden bahsediyordu. Yine aynı yıllarda Trabzon ve Sinop kedilerinden de bahsetmekteydi. Henüz o tarihlerde Ankara ve Van kedileri Evliya Çelebi’nin dikkatini çekmemişti.   - devamı -

Ziyaretçi Sayımız

Yazar Kutlu ÖZEN

Bugün 11,Toplamda 137057 kişi sitemizi ziyaret etti.

Bu sitenin tüm hakları Yazar Kutlu ÖZEN' e aittir.Tecer Bilisim
© 2009 -yönetici girişi-